 |
| Dünya Sıralamasında -Fakülte- |
|
|  |
| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
|
purple_violin


Kayıt: 22 Tem 2008 Mesajlar: 401 Şehir: İzmir
Cinsiyet: 
Durumu : Offline
|
Tarih: Sal Tem 29, 2008 10:18 pm Mesaj konusu: REQUIEM |
|
|
|
|
Mozart'ın En Çok Tanınan Yapıtı
''1791 Temmuz'unda Mozart'ın evine bir yabancı geldi.Griler içindeki bu ziyaretçi,bir soylunun elçisi olarak geldiğini ve besteciye elçisi adına bir Requıem sipariş vermek istediğini bildirdi.Sipariş verenin kimliğini gizlemek istediğini ve eserin efendisi için çok değerli olan birisi için sipariş verildiğini söyledi.Ücret olarak besteciye yarısı hemen ödenmek üzere 450 Gulden verilecekti.Hızla çalışmaya başlayan Mozart,aynı zamanda yeni operası Sihirli Flüt içinde çalışıyordu.Mozart,Requıem üzerindeki çalışması ilerledikçe korkunç bir fikre saplandı.Uzun sürede etkisini gösteren bir ilaçla zehirlendiğini ve eser ısmarlayanların ölüm tarihini hesapladıklarına inanıyordu.Böylece her geçen gün,bestelediği eserin kendi Requıem i olduğuna inanıyordu.
Mozart'ın ölümünden sonra karısı Constanze'nin anlattıkları esas alınarak yazılan ilk Mozart biyografilerinde,Requıem in ısmarlanış öyküsü böyle anlatılır.Oysa bu satırlar tümü ile yanlış olmamakla birlikte,öykünün zehirlenme ile ilgili bölümleri büyük oranda Constanze'nin hayal ürünü olmalı.Requıem'in besteleniş öyküsü ve bestecinin ölümünden sonra eserin başına gelenler,işin içinde zehirlenme olayı olmadan da kolaylıkla bir film senaryosu,ya da roman konusu olabilecek kadar ilgi çekici.Öyleyse en başından anlatmaya başlayalım;
Viyana yakınlarındaki şatosunda yaşayan Kont Franz von Walsegg(1763-1827) amatör olarak flüt ve çello çalan,aynı zamanda besteci olmaya heveslenen bir soyluydu.Şatosunda düzenlediği konserlerde,önceden devrin tanınmış bestecilerine sipariş ettiği eserleri,kendi bestesiymiş gibi sunmaktan büyük zevk duyuyordu.Çevresindekilerin çoğu işin aslını bilmekle birlikte,Kont'un oynuna katılıyordu.Kontun yakın arkadaşı olan Anton Herzog,onunla ilgili bir anısını şöyle anlatıyor:"Bir akşam Kont'un yeni bestem diye bize tanıttığı flütlü kuartetleri çalıyorduk.Eser Hoffmeister'e ayitti ve flüt partisi özellikle çok kolay bestelenmişti.Hepimiz önümüzdeki zor notalarla uğraşırken,Kont halimize bakıp çok eğleniyordu."
14 Şubat 1791 günü,Kont'un genç eşi Anna von Walsegg,21 yaşında yaşamını yitirdi.Bu olaya çok üzülen Kont,karısının birinci ölüm yıl dönümünde çalınmak üzere bir requıem ısmarlamak istedi.Besteci olarak da Mozart ı seçti ve adamlarından birini ona gönderdi.Neredeyse efsane haline gelen 'grili adam' yani kimliğini gizleyen elçi,besteciye ücret olarak çok iyi bir tutar,450 gulden öneriyordu.O zamanlar lüks olmayan bir yaşam için yıllık 500 gulden yetiyordu.
Burada bir parantez açmak yerinde olur.Daha sonra bazı müzik tarihçileri Mozart'ın Kont'u tanıdığı yönünde fikirler öne sürdüler.Çünkü Kont'a eser besteleyenlerden biri olan Hoffmeister,Mozart'ında arkadaşı idi ve aynı zamanda yayımcılık yaptığı için onun bazı eserlerini basmıştı.Bol para vererek eserler ısmarlayan bir soylu,müzik çevrelerinde konuşulan bir konu olsa gerek.Kontun ve Mozart'ın bir diğer ortak dostu ise Michael Puchberg idi.Besteciyi son yıllarında parasal olarak destekleyen ve mason locasından da arkadaşı olan Puchberg,bir tekstil fabrikasının sahibiydi.Viyana'da oturduğu evin sahibi ise Kont Walsegg'di.Mozart gerek karısı ile birlikte,gerekse onun Viyana dışında bulunduğu zamanlarda,sıksık arkadaşının evine gidiyordu.Bu yolla da Kontun ve Mozart'ın karşılaşmış olmaları gerek.Büyük olasılıkla siparişi Kont Mozart'a kendi vermişti.
Mozart her zaman olduğu gibi,siparişi alır almaz çalışmaya başlamış,ilk iki bölümünü tamamlamıştı.Daha sonra sihirli flüt operası üzerindeki yoğun çalışmaları ve gittikçe bozulan sağlığıibestecinin istediği hızda Requıem'i bestelemesini engelliyordu.5 Aralık 1791 gecesi öldüğünde,eserin ancak"Lacrimosa" bölümüne dek tamamlayabilmişti.Diğer bölümler için ancak bazı taslakları vardı.
Mozart'ın ölümünden sonra karısı Constanze,eseri tamamlanmış olarak verme telaşına düştü.Eşinin ölümü,zaten kötü olan maddi durumlarını bozmuştu ve buradan alacağı paraya çok ihtiyacı vardı.Genç kadının aklına,kocasına son yıllarda eserlerini kopya etmekte yardım eden ve aynı zamanda öğrenciside olan Franz Xaver Süsmayr geldi.Üstelik Mozart'ın stilini en iyi Süssmayr taklit edebilirdi.Böylece eser üzerinde çalışmaya başlayan besteci,bir süre sonra Requıem'i tamamladı ve eser sipariş sahibine ulaştırıldı.
Gerçektende bugün pek çok uzman,eserin hangi bölümlerinin Mozart'a ait olduğunu tam olarak saptayamıyor.
GErek müzüğindeki olağan üstü yoğunluk gerekse bestelenişindeki olağanüstü esrar,Requıem i ikiyüz yıldır Mozart'ın en tanınan eseri konumuna getirmiştir.
Klasik Müzik Cilt1 den alıntıdır. |
|
| Başa dön |
|
 |
Sponsor
|
|
 |
|
uranus


Kayıt: 30 Tem 2008 Mesajlar: 1 Şehir: Erzurum
Cinsiyet: 
Durumu : Offline
|
Tarih: Çrş Tem 30, 2008 11:13 pm Mesaj konusu: Re: REQUIEM |
|
|
| purple_violin yazmış: |
Mozart'ın En Çok Tanınan Yapıtı
''1791 Temmuz'unda Mozart'ın evine bir yabancı geldi.Griler içindeki bu ziyaretçi,bir soylunun elçisi olarak geldiğini ve besteciye elçisi adına bir Requıem sipariş vermek istediğini bildirdi.Sipariş verenin kimliğini gizlemek istediğini ve eserin efendisi için çok değerli olan birisi için sipariş verildiğini söyledi.Ücret olarak besteciye yarısı hemen ödenmek üzere 450 Gulden verilecekti.Hızla çalışmaya başlayan Mozart,aynı zamanda yeni operası Sihirli Flüt içinde çalışıyordu.Mozart,Requıem üzerindeki çalışması ilerledikçe korkunç bir fikre saplandı.Uzun sürede etkisini gösteren bir ilaçla zehirlendiğini ve eser ısmarlayanların ölüm tarihini hesapladıklarına inanıyordu.Böylece her geçen gün,bestelediği eserin kendi Requıem i olduğuna inanıyordu.
Mozart'ın ölümünden sonra karısı Constanze'nin anlattıkları esas alınarak yazılan ilk Mozart biyografilerinde,Requıem in ısmarlanış öyküsü böyle anlatılır.Oysa bu satırlar tümü ile yanlış olmamakla birlikte,öykünün zehirlenme ile ilgili bölümleri büyük oranda Constanze'nin hayal ürünü olmalı.Requıem'in besteleniş öyküsü ve bestecinin ölümünden sonra eserin başına gelenler,işin içinde zehirlenme olayı olmadan da kolaylıkla bir film senaryosu,ya da roman konusu olabilecek kadar ilgi çekici.Öyleyse en başından anlatmaya başlayalım;
Viyana yakınlarındaki şatosunda yaşayan Kont Franz von Walsegg(1763-1827) amatör olarak flüt ve çello çalan,aynı zamanda besteci olmaya heveslenen bir soyluydu.Şatosunda düzenlediği konserlerde,önceden devrin tanınmış bestecilerine sipariş ettiği eserleri,kendi bestesiymiş gibi sunmaktan büyük zevk duyuyordu.Çevresindekilerin çoğu işin aslını bilmekle birlikte,Kont'un oynuna katılıyordu.Kontun yakın arkadaşı olan Anton Herzog,onunla ilgili bir anısını şöyle anlatıyor:"Bir akşam Kont'un yeni bestem diye bize tanıttığı flütlü kuartetleri çalıyorduk.Eser Hoffmeister'e ayitti ve flüt partisi özellikle çok kolay bestelenmişti.Hepimiz önümüzdeki zor notalarla uğraşırken,Kont halimize bakıp çok eğleniyordu."
14 Şubat 1791 günü,Kont'un genç eşi Anna von Walsegg,21 yaşında yaşamını yitirdi.Bu olaya çok üzülen Kont,karısının birinci ölüm yıl dönümünde çalınmak üzere bir requıem ısmarlamak istedi.Besteci olarak da Mozart ı seçti ve adamlarından birini ona gönderdi.Neredeyse efsane haline gelen 'grili adam' yani kimliğini gizleyen elçi,besteciye ücret olarak çok iyi bir tutar,450 gulden öneriyordu.O zamanlar lüks olmayan bir yaşam için yıllık 500 gulden yetiyordu.
Burada bir parantez açmak yerinde olur.Daha sonra bazı müzik tarihçileri Mozart'ın Kont'u tanıdığı yönünde fikirler öne sürdüler.Çünkü Kont'a eser besteleyenlerden biri olan Hoffmeister,Mozart'ında arkadaşı idi ve aynı zamanda yayımcılık yaptığı için onun bazı eserlerini basmıştı.Bol para vererek eserler ısmarlayan bir soylu,müzik çevrelerinde konuşulan bir konu olsa gerek.Kontun ve Mozart'ın bir diğer ortak dostu ise Michael Puchberg idi.Besteciyi son yıllarında parasal olarak destekleyen ve mason locasından da arkadaşı olan Puchberg,bir tekstil fabrikasının sahibiydi.Viyana'da oturduğu evin sahibi ise Kont Walsegg'di.Mozart gerek karısı ile birlikte,gerekse onun Viyana dışında bulunduğu zamanlarda,sıksık arkadaşının evine gidiyordu.Bu yolla da Kontun ve Mozart'ın karşılaşmış olmaları gerek.Büyük olasılıkla siparişi Kont Mozart'a kendi vermişti.
Mozart her zaman olduğu gibi,siparişi alır almaz çalışmaya başlamış,ilk iki bölümünü tamamlamıştı.Daha sonra sihirli flüt operası üzerindeki yoğun çalışmaları ve gittikçe bozulan sağlığıibestecinin istediği hızda Requıem'i bestelemesini engelliyordu.5 Aralık 1791 gecesi öldüğünde,eserin ancak"Lacrimosa" bölümüne dek tamamlayabilmişti.Diğer bölümler için ancak bazı taslakları vardı.
Mozart'ın ölümünden sonra karısı Constanze,eseri tamamlanmış olarak verme telaşına düştü.Eşinin ölümü,zaten kötü olan maddi durumlarını bozmuştu ve buradan alacağı paraya çok ihtiyacı vardı.Genç kadının aklına,kocasına son yıllarda eserlerini kopya etmekte yardım eden ve aynı zamanda öğrenciside olan Franz Xaver Süsmayr geldi.Üstelik Mozart'ın stilini en iyi Süssmayr taklit edebilirdi.Böylece eser üzerinde çalışmaya başlayan besteci,bir süre sonra Requıem'i tamamladı ve eser sipariş sahibine ulaştırıldı.
Gerçektende bugün pek çok uzman,eserin hangi bölümlerinin Mozart'a ait olduğunu tam olarak saptayamıyor.
GErek müzüğindeki olağan üstü yoğunluk gerekse bestelenişindeki olağanüstü esrar,Requıem i ikiyüz yıldır Mozart'ın en tanınan eseri konumuna getirmiştir.
Klasik Müzik Cilt1 den alıntıdır. |
benim bildiğim hikaye böyle değil.
benim bildiğim grili adam besteleri kendi yapıyomuş gibi göstermye çalışan biriydi. |
|
| Başa dön |
|
 |
|
purple_violin


Kayıt: 22 Tem 2008 Mesajlar: 401 Şehir: İzmir
Cinsiyet: 
Durumu : Offline
|
Tarih: Çrş Tem 30, 2008 11:17 pm Mesaj konusu: |
|
|
lisedeki müzik öğretmenim de öyle olduğunu anlatmıştı,ama akla en yatkın olan bu..
mantık kurarak anlatılmış hem..
mozart konusunda bilgili olan arkadaşlar yardımcı olabilirler belki. |
|
| Başa dön |
|
 |
|
princessofpianos


Kayıt: 09 Ekm 2006 Mesajlar: 2048 Şehir: Ankara
Cinsiyet: 
Durumu : Offline
|
Tarih: Prş Tem 31, 2008 12:15 am Mesaj konusu: |
|
|
Arkadaşlar, ben Maria Publig'in "Mozart: Dehanın Gölgesinde" adlı kıtabını okumuştum ve sizin için şimdi yeniden baktım.
Mozart'ın iltihaplı ve ateşli bir hastalığa yakalandığı ve doktorlar tarafından bunun teşhis edildiği fakat iyileştirilemediği, Mozart'ın ölümüne kadar ayakta kaldığı (yani hiç hasta gibi yatmamış) yazıyor. O grili adam bir efsaneden ibaret yani...
BU kitapta Mozart'ın hayatı çok mantıklı aynı zamanda masalsı bir biçimde mektuplarla ve anılarla birlikte anlatılıyor... Tavsiye ederim..
Benim fikrimi sorarsanız da, ben ne zaman requiemi özellikle de Lacrimosa'yı dinlesem, Mozart'ın öleceğini hissettiğini algılıyorum buram buram... _________________ Sen ne kadar anlatırsan anlat, senin anlattığın karşındakinin anladığı kadardır...  |
|
| Başa dön |
|
 |
|
purple_violin


Kayıt: 22 Tem 2008 Mesajlar: 401 Şehir: İzmir
Cinsiyet: 
Durumu : Offline
|
Tarih: Prş Tem 31, 2008 1:01 am Mesaj konusu: |
|
|
Yorum için teşekkürler princessofpianos,söylediğin kitabı alıcam.
Ben birde grili adamın sarayda çalışan bir italyan olduğunu ve Mozart'ı saraya almadığını ve onun Requıem'i sayesinde ün yapmak istediğini okumuştum..İtalyan adam kendini Mozart ile yarıştırıyormuş yani...
Ama banada grili adam efsane gibi geliyor.Constanze'nin hayali deniyor zaten parçada. |
|
| Başa dön |
|
 |
|
princessofpianos


Kayıt: 09 Ekm 2006 Mesajlar: 2048 Şehir: Ankara
Cinsiyet: 
Durumu : Offline
|
Tarih: Prş Tem 31, 2008 1:16 am Mesaj konusu: |
|
|
Valla o kadar detaylı bir bilgim yok...
Mozart'ın kafasında ölümü şekillendiriş biçimi de olabilir o adam... Belki de Azrail olarak algıladığı bir hayaldi ne biliyim.. _________________ Sen ne kadar anlatırsan anlat, senin anlattığın karşındakinin anladığı kadardır...  |
|
| Başa dön |
|
 |
|
purple_violin


Kayıt: 22 Tem 2008 Mesajlar: 401 Şehir: İzmir
Cinsiyet: 
Durumu : Offline
|
Tarih: Prş Tem 31, 2008 1:19 am Mesaj konusu: |
|
|
Evet böyle bir yazıda okumuştum.
Mozart onun azrail olduğunu düşünmüş,çok fazla düşünmekten hasta olmuş diye...
Ama IQ seviyesi yüksek olan bir adam sanmam ya ilk metindeki doğrudur yada senin söylediğin kitaptaki doğrudur bence. |
|
| Başa dön |
|
 |
|
zigeunerweisen


Kayıt: 19 Oca 2008 Mesajlar: 122 Şehir: İstanbul
Cinsiyet: 
Durumu : Offline
|
Tarih: Prş Tem 31, 2008 2:50 am Mesaj konusu: |
|
|
aşağıdaki yazıyı, klasik müzik dergisi andante'nin, ocak-şubat 2006 sayısından aynen aldım. mozart'ın 250. doğum yıldönümü sebebiyle, dergi mozart'ı ve eserlerini oldukça ayrıntılı incelemiş o sayısında. aşağıdaki yazı da requiem ile ilgili...
yazım hataları için özür dilerim, biraz hızlıca yazdım çünkü
REQUIEM’IN KARMAŞIK ÖYKÜSÜ
Mozart’ın Requiem’ini tamamlayamadan öldüğünü hemen her müziksever bilir. Peki eserinin kaçta kaçını bitirebilmiştir büyük usta ? kimler tamamlamaya niyetlenmiştir requiem’i mozart’tan sonra ? yalnızca öğrencisi süssmayr’mı ? yoksa işin içinde başkaları da var mıydı ?
Mozart, 5 aralık 1791 tarihinde saat 12.55’de öldüğünde karısı constanze, birikmiş borçla birlikte doktor ve cenaze masraflarına yetmeyecek kadar az bir nakitle kalakalmıştı ortada. Potansiyel bir gelir kaynağı olarak elinde o sırada yalnızca-gizemli bir yabancının besteciye o yılın başında sipariş verdiği- REQUIEM bulunuyordu. 1798 yılında, Franz Xaver Niemetschek, constanze ve diğer güvenilir kaynaklara dayanarak kaleme aldığı mozart biyografisinde şöyle yazmıştı :
“isimsiz bir mesajcı, o gün mozarta imzasız bir mektup getirdi. Mektupta birçok övgü dolu cümleden sonra, mozart’ın siperiş üzerine bir requiem besteleyip besteleyemeyeceği, cevabının olumlu olması halinde bu eser karşılığında ne kadar ücret talep edeceği ve ne zaman bitirebileceği soruluyordu. Karısı constanzenin bilgisi dışında en ufak bir karar vermeyen mozart, ona derhal bu sıradışı teklifi haber verdi. Constanze, kocasından teklifi hemen kabul etmesini istedi. Mozart bunun üzerine, kimliği belirsiz siperiş sahibine haber göndererek, eseri bestelemeyi kabul ettiğini ama kesin bir teslim tarihi veremeyeceğini söyledi. Mozart, requiem’i yazmaya başladıktan kısa süre sonra, imparator leopold’un pragdaki taç giyme töreni vesilesiyle çok cazip bir teklif aldı. Kendisinden titus isminde bir opera bestelemesi istenmişti. Canından çok sevdiği bohemyalılar için elbette praga gidecekti”
sözü edilen opera, 1791 temmuzunun ortasında sipariş edilen La Clemenza Di Tito idi. Aldığı bu sipariş, operanın eylülde prag’daki taç giyme törenleri sırasında yapılacak temsillerine kadar, mozart’ın requieme başlayamayacağı anlamına geliyordu. Üstüne üstlük, sihirli flütün prömiyeri de la clemenza ile aynı geceye denk gelecekti.
1964 yılında ünlü mozart ve schubert uzmanı otto erich deutsch, requiem’in sipariş edilişine ta en başından görgü şahitliği yapmış olan anton herzog adlı bir kişinin geride bıraktığı el yazmasına ulaştı. Şöyle yazıyordu :
“w. A. Mozart’ın requiem’inin gerçek ve ayrıntılı tarihidir. Sipariş verildiği 1791den bugüne yani 1839a kadar...Bay Kont Franz von Walsegg, eşi Anna ile birlikte stuppach’taki şatosunda yaşamaktaydı. Müşfik bir koca ve köylüleri için gerçek bir babaydı. Müzik ve tiyatroya tutkuyla bağlıydı. Öyle ki, şatosunda her salı ve perşembe günleri, üçer saat boyunca benim de içinde yer aldığım kuartetler çalınırdı”
walsegg, yerel bestecilere beste sipariş ederdi. Özellikle flütlü dörtlüler isterdi. Onları alır, kopyalar, altlarına imzasını atar ve kendi eserleriymiş gibi-durumun farkında olan ve efendileriyle eğlenen- müzisyenlerine dağıtırdı. Gel zaman git zaman, kont walsegg’in henüz 21 yaşına varmamış karısı 14 şubat 1791 tarihinde ölür ve kont bunun üzerine mozarta karısının anısına bir requiem sipariş vermeye karar verir. Yalnız, eserin altına her zamanki gibi imzasını atacak ve sanki kendisi yazmış gibi yönetecektir. Eserin, anna’nın anısına gerçekleştirilen ilk icrası bu şekilde, ilk kez 14 aralık 1793 tarihinde yapılır.
“bay kont’un flütlü dörtlülerde nasıl yaptıysa, aynı şekilde requiem’i de sahiplendiğinin farkındaydık. Yalnız eserlerin kendisine ait olduğunu her söylediğinde yüzünde bir gülümseme belirirdi.....”
İMECE BAŞLIYOR
Mozart’ın ölümünden beş gün sonra, emmanuel schikaneder ve joseph von bauerfeld, müteveffa dostlarının ardından bir anma töreni düzenlemeye karar verdiler.. anlaşılan oydu ki, bu kadar kısa süre zarfında, requiem’in yalnızca açılıştaki iki bölümü anma töreninde seslendirilebilirdi. Bu bölümler, orkestrasyonu tamamen bitmiş, requiem aeternam ve sadece şan partileri ve sürekli bas partisi tamamlanmış olan kyrie fügü idi. Fügü tamamlama işi, mozart’ın iki öğrencisine havale edildi. Salzburglu aile dostu franz jakob freystadler, tenor klarnetleri, fagotları ve yaylıları yerleştirirken, franz xaver süssmayr da, trompetlerle timpaniyi ekledi.
Constanze mozart ise, requiem’i tamamlatmaya karar verdiğinde, öncelikle mozart’ın çok değer verdiği başka bir öğrencisi olan joseph eybler’den yana tercihini kullandı. 21 aralık 1791 tarihinde constanze’den notaları teslim alan eybler, vakit geçirmeden dies irae üzerinde çalışmaya başldı. Eybler’in işe buradan başlaması, orjinal el yazmasında, dies irae’den hemen önce gelen kyrie fügünün freystadler ve süssmayr tarafından zaten tümüyle bitirilmiş olduğu tezini kuvvetlendiriyor. Eybler’in çalışmasında olağanüstü ilginç bir taraf var ki, o da, eklemelerini doğrudan doğruya mozart’ın tamamlayamadığı el yazması üzerinde işaretlemiş olması. Acaba eybler, bu düzeltmeleri mozart ölmeden önce, doğrudan onun yönlendirmeleri sonucu yapmış olabilir mi? Bu hayli cesur denilebilecek hipotezin doğruluğu, eybler’in allgemeine musikalische zeitun’da yayınlanmış otobiyografik notunda yer alan şu cümleden anlaşılabilir : “mozartla dostluğumuzu, öldüğü güne kadar sürdürebildiğim için talihli sayıyorum kendimi. Son anına kadar yanında olmam sayesinde, acı veren hastalığı boyunca, hasta yatağında ona yardım edebildim, yatırdım kaldırdım ve onu bekledim”
Eybler’in mozart’ın direktifleri ışığında, dies irae’den hostias (mozart bu kısmı taslak halinde bırakmıştı)’a kadar hocasının bıraktığı boşlukları doldurmuş olması kuvvetle muhtemeldir. Eybler’in özellikle dies irae’deki trompet ve timpani partilerinde yaptığı eklemelerin, süssmayr’inkilerden kesinlikle daha iyi olduğu göze çarpıyor.
Eybler yapmış olduğu eklemelerle eseri, dies irae’den lacrimosa’ya kadar götürdü. Requieme artık devam etmeyeceğini bildirmesinin ardından constanze sesri eybler’den alıp süssmayr’a verdi. O da sadece eseri, lacrimosa’dan alıp offertorium’un sonuna kadar götürmekle kalmadı, daha da ileri giderek sanctus, benedictus, agnus dei, ve communio bölümlerini de tamamladı. Süssmayr ayrıca, eybler’in kısmen tamamladığı kimi bölümleri sil baştan besteledi. Büyük ihtimalle, eybler’i kendine bir rakipmiş gibi görerek, onun yapmış olduğu eklemelerin pek çoğunu kullanmaktan kaçındı.
Böylece sıra geldi tamamlanmış eserin kont walsegg’e teslimine. Süssmayr, yazmanın üzerinde bulunan farklı el yazılarının doğuracağı olumsuz intibaın önüne geçmek amacıyla, mozart’ın el yazmasından sadece requiem aeternam ve kyrie fügü kısımlarını kullandı. Sonra, mozart’ın geriye kalan tüm taslakları yeniden kopyaladı ve kendi orkestrasyonunu ekledi. Süssmayr’ın el yazısı hocasınınkine çok benzediği için, tüm partisyonu sanki mozart’ın elinden çıkmış gibi kont’a teslim etmek zor olmayacaktı. Süssmayr’ın kullandığı kağıt bile mozart’ın kullandığıyla aşağı yukarı aynıydı. Constanze, süssmayr’ın bu şekilde bitirip, kapağına da mozart’ın imzasını attığı requiem’in ilk kopyasını 4 mart 1792 tarihinde kont’un berlindeki bir temsilcisine sattı. Walsegg, eseri seslendiredursun, constanze o sıralardaki koruyucusu baron van swieten ve diğer arkadaşlarını “mozart’ın bestelediği requiem”in, viyanada 2 ocak 1793 tarihinde seslendirilmesi konusunda ikna etti.düzenlenen gece sonunda cebine 1350 florin giren constanze, biraz olsun rahata kavuşmuştu.
Buraya kadar anlatılanlardan çıkan sonuç, requiem’in iki ayrı el yazması olduğunu ortaya çıkarıyor. Biri, dies irae ile başlayan bir taslak ki, eybler, bunun dies irae, tuba mirum, rex tremendae, recordare ve confutatis kısımlarının orkestrasyonunu yapmıştır. Mozart’ın 9. ölçüye kadar gelen tamamlanmamış lacrimosa’sısırayı takip eder. (eybler, 9. ve 10. ölçülerin soprano partisi eklemiştir) taslak, mozart’ın yarım bıraktığı domine ve hostias kısımlarıyla sona erer.
Kapağında mozart’ın süssmayr tarafından atılmış imzasını taşıyan ve kont walsegg’e verilen ikinci taslak ise, büyük ustanın tamamlayabildiği tek bölüm olan requiem aeternam ile birlikte kyrie fügünü (mozart, freystadtler ve eybler tarafından tamamlandı) içerir. Geri kalan bölümler süssmayr tarafından tek başına tamamlanmış ve sonrasında kopyalanmıştır. |
|
| Başa dön |
|
 |
|
princessofpianos


Kayıt: 09 Ekm 2006 Mesajlar: 2048 Şehir: Ankara
Cinsiyet: 
Durumu : Offline
|
Tarih: Prş Tem 31, 2008 1:00 pm Mesaj konusu: |
|
|
O sayıyı biliyorum ama okuma fırsatı bulamamıştım. Ondan da bilgi edinmiş olduk. Çok teşekkürler. _________________ Sen ne kadar anlatırsan anlat, senin anlattığın karşındakinin anladığı kadardır...  |
|
| Başa dön |
|
 |
|
purple_violin


Kayıt: 22 Tem 2008 Mesajlar: 401 Şehir: İzmir
Cinsiyet: 
Durumu : Offline
|
Tarih: Prş Tem 31, 2008 1:10 pm Mesaj konusu: |
|
|
| zigeunerweisen yazmış: |
aşağıdaki yazıyı, klasik müzik dergisi andante'nin, ocak-şubat 2006 sayısından aynen aldım. mozart'ın 250. doğum yıldönümü sebebiyle, dergi mozart'ı ve eserlerini oldukça ayrıntılı incelemiş o sayısında. aşağıdaki yazı da requiem ile ilgili...
yazım hataları için özür dilerim, biraz hızlıca yazdım çünkü
REQUIEM’IN KARMAŞIK ÖYKÜSÜ
Mozart’ın Requiem’ini tamamlayamadan öldüğünü hemen her müziksever bilir. Peki eserinin kaçta kaçını bitirebilmiştir büyük usta ? kimler tamamlamaya niyetlenmiştir requiem’i mozart’tan sonra ? yalnızca öğrencisi süssmayr’mı ? yoksa işin içinde başkaları da var mıydı ?
Mozart, 5 aralık 1791 tarihinde saat 12.55’de öldüğünde karısı constanze, birikmiş borçla birlikte doktor ve cenaze masraflarına yetmeyecek kadar az bir nakitle kalakalmıştı ortada. Potansiyel bir gelir kaynağı olarak elinde o sırada yalnızca-gizemli bir yabancının besteciye o yılın başında sipariş verdiği- REQUIEM bulunuyordu. 1798 yılında, Franz Xaver Niemetschek, constanze ve diğer güvenilir kaynaklara dayanarak kaleme aldığı mozart biyografisinde şöyle yazmıştı :
“isimsiz bir mesajcı, o gün mozarta imzasız bir mektup getirdi. Mektupta birçok övgü dolu cümleden sonra, mozart’ın siperiş üzerine bir requiem besteleyip besteleyemeyeceği, cevabının olumlu olması halinde bu eser karşılığında ne kadar ücret talep edeceği ve ne zaman bitirebileceği soruluyordu. Karısı constanzenin bilgisi dışında en ufak bir karar vermeyen mozart, ona derhal bu sıradışı teklifi haber verdi. Constanze, kocasından teklifi hemen kabul etmesini istedi. Mozart bunun üzerine, kimliği belirsiz siperiş sahibine haber göndererek, eseri bestelemeyi kabul ettiğini ama kesin bir teslim tarihi veremeyeceğini söyledi. Mozart, requiem’i yazmaya başladıktan kısa süre sonra, imparator leopold’un pragdaki taç giyme töreni vesilesiyle çok cazip bir teklif aldı. Kendisinden titus isminde bir opera bestelemesi istenmişti. Canından çok sevdiği bohemyalılar için elbette praga gidecekti”
sözü edilen opera, 1791 temmuzunun ortasında sipariş edilen La Clemenza Di Tito idi. Aldığı bu sipariş, operanın eylülde prag’daki taç giyme törenleri sırasında yapılacak temsillerine kadar, mozart’ın requieme başlayamayacağı anlamına geliyordu. Üstüne üstlük, sihirli flütün prömiyeri de la clemenza ile aynı geceye denk gelecekti.
1964 yılında ünlü mozart ve schubert uzmanı otto erich deutsch, requiem’in sipariş edilişine ta en başından görgü şahitliği yapmış olan anton herzog adlı bir kişinin geride bıraktığı el yazmasına ulaştı. Şöyle yazıyordu :
“w. A. Mozart’ın requiem’inin gerçek ve ayrıntılı tarihidir. Sipariş verildiği 1791den bugüne yani 1839a kadar...Bay Kont Franz von Walsegg, eşi Anna ile birlikte stuppach’taki şatosunda yaşamaktaydı. Müşfik bir koca ve köylüleri için gerçek bir babaydı. Müzik ve tiyatroya tutkuyla bağlıydı. Öyle ki, şatosunda her salı ve perşembe günleri, üçer saat boyunca benim de içinde yer aldığım kuartetler çalınırdı”
walsegg, yerel bestecilere beste sipariş ederdi. Özellikle flütlü dörtlüler isterdi. Onları alır, kopyalar, altlarına imzasını atar ve kendi eserleriymiş gibi-durumun farkında olan ve efendileriyle eğlenen- müzisyenlerine dağıtırdı. Gel zaman git zaman, kont walsegg’in henüz 21 yaşına varmamış karısı 14 şubat 1791 tarihinde ölür ve kont bunun üzerine mozarta karısının anısına bir requiem sipariş vermeye karar verir. Yalnız, eserin altına her zamanki gibi imzasını atacak ve sanki kendisi yazmış gibi yönetecektir. Eserin, anna’nın anısına gerçekleştirilen ilk icrası bu şekilde, ilk kez 14 aralık 1793 tarihinde yapılır.
“bay kont’un flütlü dörtlülerde nasıl yaptıysa, aynı şekilde requiem’i de sahiplendiğinin farkındaydık. Yalnız eserlerin kendisine ait olduğunu her söylediğinde yüzünde bir gülümseme belirirdi.....”
İMECE BAŞLIYOR
Mozart’ın ölümünden beş gün sonra, emmanuel schikaneder ve joseph von bauerfeld, müteveffa dostlarının ardından bir anma töreni düzenlemeye karar verdiler.. anlaşılan oydu ki, bu kadar kısa süre zarfında, requiem’in yalnızca açılıştaki iki bölümü anma töreninde seslendirilebilirdi. Bu bölümler, orkestrasyonu tamamen bitmiş, requiem aeternam ve sadece şan partileri ve sürekli bas partisi tamamlanmış olan kyrie fügü idi. Fügü tamamlama işi, mozart’ın iki öğrencisine havale edildi. Salzburglu aile dostu franz jakob freystadler, tenor klarnetleri, fagotları ve yaylıları yerleştirirken, franz xaver süssmayr da, trompetlerle timpaniyi ekledi.
Constanze mozart ise, requiem’i tamamlatmaya karar verdiğinde, öncelikle mozart’ın çok değer verdiği başka bir öğrencisi olan joseph eybler’den yana tercihini kullandı. 21 aralık 1791 tarihinde constanze’den notaları teslim alan eybler, vakit geçirmeden dies irae üzerinde çalışmaya başldı. Eybler’in işe buradan başlaması, orjinal el yazmasında, dies irae’den hemen önce gelen kyrie fügünün freystadler ve süssmayr tarafından zaten tümüyle bitirilmiş olduğu tezini kuvvetlendiriyor. Eybler’in çalışmasında olağanüstü ilginç bir taraf var ki, o da, eklemelerini doğrudan doğruya mozart’ın tamamlayamadığı el yazması üzerinde işaretlemiş olması. Acaba eybler, bu düzeltmeleri mozart ölmeden önce, doğrudan onun yönlendirmeleri sonucu yapmış olabilir mi? Bu hayli cesur denilebilecek hipotezin doğruluğu, eybler’in allgemeine musikalische zeitun’da yayınlanmış otobiyografik notunda yer alan şu cümleden anlaşılabilir : “mozartla dostluğumuzu, öldüğü güne kadar sürdürebildiğim için talihli sayıyorum kendimi. Son anına kadar yanında olmam sayesinde, acı veren hastalığı boyunca, hasta yatağında ona yardım edebildim, yatırdım kaldırdım ve onu bekledim”
Eybler’in mozart’ın direktifleri ışığında, dies irae’den hostias (mozart bu kısmı taslak halinde bırakmıştı)’a kadar hocasının bıraktığı boşlukları doldurmuş olması kuvvetle muhtemeldir. Eybler’in özellikle dies irae’deki trompet ve timpani partilerinde yaptığı eklemelerin, süssmayr’inkilerden kesinlikle daha iyi olduğu göze çarpıyor.
Eybler yapmış olduğu eklemelerle eseri, dies irae’den lacrimosa’ya kadar götürdü. Requieme artık devam etmeyeceğini bildirmesinin ardından constanze sesri eybler’den alıp süssmayr’a verdi. O da sadece eseri, lacrimosa’dan alıp offertorium’un sonuna kadar götürmekle kalmadı, daha da ileri giderek sanctus, benedictus, agnus dei, ve communio bölümlerini de tamamladı. Süssmayr ayrıca, eybler’in kısmen tamamladığı kimi bölümleri sil baştan besteledi. Büyük ihtimalle, eybler’i kendine bir rakipmiş gibi görerek, onun yapmış olduğu eklemelerin pek çoğunu kullanmaktan kaçındı.
Böylece sıra geldi tamamlanmış eserin kont walsegg’e teslimine. Süssmayr, yazmanın üzerinde bulunan farklı el yazılarının doğuracağı olumsuz intibaın önüne geçmek amacıyla, mozart’ın el yazmasından sadece requiem aeternam ve kyrie fügü kısımlarını kullandı. Sonra, mozart’ın geriye kalan tüm taslakları yeniden kopyaladı ve kendi orkestrasyonunu ekledi. Süssmayr’ın el yazısı hocasınınkine çok benzediği için, tüm partisyonu sanki mozart’ın elinden çıkmış gibi kont’a teslim etmek zor olmayacaktı. Süssmayr’ın kullandığı kağıt bile mozart’ın kullandığıyla aşağı yukarı aynıydı. Constanze, süssmayr’ın bu şekilde bitirip, kapağına da mozart’ın imzasını attığı requiem’in ilk kopyasını 4 mart 1792 tarihinde kont’un berlindeki bir temsilcisine sattı. Walsegg, eseri seslendiredursun, constanze o sıralardaki koruyucusu baron van swieten ve diğer arkadaşlarını “mozart’ın bestelediği requiem”in, viyanada 2 ocak 1793 tarihinde seslendirilmesi konusunda ikna etti.düzenlenen gece sonunda cebine 1350 florin giren constanze, biraz olsun rahata kavuşmuştu.
Buraya kadar anlatılanlardan çıkan sonuç, requiem’in iki ayrı el yazması olduğunu ortaya çıkarıyor. Biri, dies irae ile başlayan bir taslak ki, eybler, bunun dies irae, tuba mirum, rex tremendae, recordare ve confutatis kısımlarının orkestrasyonunu yapmıştır. Mozart’ın 9. ölçüye kadar gelen tamamlanmamış lacrimosa’sısırayı takip eder. (eybler, 9. ve 10. ölçülerin soprano partisi eklemiştir) taslak, mozart’ın yarım bıraktığı domine ve hostias kısımlarıyla sona erer.
Kapağında mozart’ın süssmayr tarafından atılmış imzasını taşıyan ve kont walsegg’e verilen ikinci taslak ise, büyük ustanın tamamlayabildiği tek bölüm olan requiem aeternam ile birlikte kyrie fügünü (mozart, freystadtler ve eybler tarafından tamamlandı) içerir. Geri kalan bölümler süssmayr tarafından tek başına tamamlanmış ve sonrasında kopyalanmıştır. |
Teşekkürler bilgiler için.
Ayrıca bu uzun metni yazdığın içinde. |
|
| Başa dön |
|
 |
|
hzll


Kayıt: 10 Hzr 2007 Mesajlar: 142 Şehir: İzmir
Cinsiyet: 
Durumu : Offline
|
Tarih: Çrş Ağu 27, 2008 6:02 pm Mesaj konusu: |
|
|
| purple_violin yazmış: |
Yorum için teşekkürler princessofpianos,söylediğin kitabı alıcam.
Ben birde grili adamın sarayda çalışan bir italyan olduğunu ve Mozart'ı saraya almadığını ve onun Requıem'i sayesinde ün yapmak istediğini okumuştum..İtalyan adam kendini Mozart ile yarıştırıyormuş yani...
Ama banada grili adam efsane gibi geliyor.Constanze'nin hayali deniyor zaten parçada. |
bahsettiğin İtalyan sanatçı Antonio Salieri olsa gerek. "Amadeus" filminde de Antonio Salieri'nin kıskançlığından hep bahsediliyor zaten. Hasta yatağındayken de Antonio Salieri'nin Requiem'i tamamladığı gösteriliyor. Ama pek de doğru olmadığını çoğu kaynaktan ben de okumuştum. _________________ confutatis maledictis,
flammis acribus addictis
voca, voca me cum benedictis.
oro supplex et acclinis,
cor contritum quasi cinis.
gere curam, gere curam mei finis!
W.A.Mozart.
Neden bu kadar kısa bir hayat? |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
|
 |
|
|
| 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) |
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız Bu foruma eklenti dosyaları gönderemezsiniz Bu forumdaki dosyaları indirebilirsiniz
|
|  |