Üye Menüsü
  Kullanıcı Adı:
 
  Şifre:
 
  Her ziyaretimde otomatik giriş yap
 

 [ Şifremi unuttum ]
 [ Üye Ol ]
 


Arama Yap

Gelişmiş Arama İçin
Fakülte GOOGLE




En Sevdiğin Şiiri Paylaş :)
Bu Bölümün Tüm Sayfaları | Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6  Sonraki  

Başlığa cevap gönder    -> Edebiyat
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj

MoR_CaDi


Üye


Kayıt: 11 Arl 2006
Mesajlar: 20
Şehir: İzmir

Cinsiyet: Cinsiyet:Bayan

Durumu : Offline

MesajTarih: Sal Nis 22, 2008 6:13 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

TAHİR'LE ZÜHRE MESELESİ

Tahir olmak da ayıp değil
Zühre olmak da..
Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Bütün iş Tahir'le Zühre olabilmekte
Yani yürekte.

Mesela bir barikatta dövüşerek
mesela kuzey kutbunu keşfe giderken
mesela denerken damarlarmda bir serumu
ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanm da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Nazım Hikmet - 1947
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Sponsor

MoR_CaDi


Üye


Kayıt: 11 Arl 2006
Mesajlar: 20
Şehir: İzmir

Cinsiyet: Cinsiyet:Bayan

Durumu : Offline

MesajTarih: Sal Nis 22, 2008 6:15 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Gidersen Yıkılır Bu Kent



Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı
Üşür müydük nar çiçekleri ürpeririken

Gidersen kim sular fesleğenleri
Kuşlar nereye sığınır akşam olunca

Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu
Sustuğun yerde birşeyler kırılıyor
Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun
Adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına
Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor
Bir de seni ekliyorum susuşlarıma

Selamsız saygısız yürüyelim sokakları
Belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar
Geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar
Adını bilmediğimiz doslar kalır yalnız
Yüreğimize alırız onları, ısıtırız
Gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam

Gidersen kar yağar avuçlarıma
Bir ceylan sessizliği olur burada aşklar

Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında
Durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler
Ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
Menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri
Bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak
Yangınları anımsatıyor genç ölülere artık

Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman
Sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere
Bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun
İsyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim
Sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın
Devriyeler basıyor karartılmış evleri yine

Gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür
Bir tufan olurum sustuğun her yerde
.

Ahmet Telli
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder

kemanci18.ben


Fakülteli (4)


Kayıt: 26 Nis 2008
Mesajlar: 1741
Şehir: Ordu

Cinsiyet: Cinsiyet:Bayan

Durumu : Offline

MesajTarih: Pzr Nis 27, 2008 4:11 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

can YÜCEL
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder

sair_sair


Üye


Kayıt: 30 Ekm 2007
Mesajlar: 140
Şehir: Antalya

Cinsiyet: Cinsiyet:Bay

Durumu : Offline

MesajTarih: Çrş Ekm 08, 2008 2:31 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

BEN SENİ YÜREĞİME YAZMIŞIM YAR
Her gelişinin sonun da yine gidiş var
Ne zaman usanacaksın bu gitmelerden
Ne zaman bitecek bu vedalar,zoraki sallanan bu el
Ve bilsen ne kadar yorgun bu yürek
Ayrılıklardan
taşımak zor geliyor artık
Bu sevdanın yükünü
Kolaymı sanıyorsun tek başına yılları devirmek
İçinde her saniye yeni bir hayel kırıklığı ile uyanıp
Her uyanışta yine yapayanlız kalmak

Beli ki alışmışsın bilmediğin bir şehirde
Bilmediğin sokaklarda bensiz nefes almaya
Oturduğun parke taşlarında kim bilir neler
Geçiyor aklından
Kar yağmıyormu saçlarına ya ellerin
Üşümüyor mu
Yoksa benmiyim üşüyen ve bu denli
Hasret çeken
Benmiyim özleyen ve özlenmeyen

Ne zaman tutmak istesem elini
Hasretin çarpar boşlukta kalırım
Duvarlarla konuşan zindan mahkumları gibi
Bir sigara yakıp
Hasretini duman duman üflerim
Rüzgarlar getirmez mi
Hiç mi duymazsın
Feryadımı
Bu son çağırışım
Son seslenişim
Bilesin yar
Ben seni yüreğime yazmışım
sen de beni yaz
Yar.....

_________________
Dışarda arama mutlulugu bulamazsın mutluluk içte saklıdır duldugun zaman TİRYAKİSİ olur bırakamazsın
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger

huzunkeman


Üye


Kayıt: 27 Eyl 2008
Mesajlar: 88
Şehir: Bolu

Cinsiyet: Cinsiyet:Bayan

Durumu : Offline

MesajTarih: Çrş Ekm 08, 2008 8:34 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Aysel Git Başımdan
Aysel Git Başımdan
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum.
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan istemiyorum.

Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
Dağıtır gecelerim sarışınlığını
Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,
hiçbir dakikamı yaşayamazsın.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Benim icin kirletme aydınlığını,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

Islığımı denesen hemen düşürürsün,
gözlerim hızlandırır tenhalığını
Yanlış şehirlere götürür trenlerim.
Ya ölmek ustalığını kazanırsın,
ya korku biriktirmek yetisini.
Acılarım iyice bol gelir sana,
sevincim bir türlü tutmaz sevincini.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.

Sevindiğim anda sen üzülürsün.
Sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş,
uzak yalnızlık limanlarına.
Aykırı bir yolcuyum dünya geniş,
Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.
Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş.
Sakın başka bir şey getirme aklına.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim,
ölümüm birden olacak seziyorum,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.
Aysel git başımdan seni seviyorum...



Atilla İlhan

_________________
βιολιστης....
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder Üyenin web sitesi

ines_de_castro


Aktif


Kayıt: 09 Nis 2008
Mesajlar: 528
Şehir: İstanbul

Cinsiyet: Cinsiyet:Bayan

Durumu : Offline

MesajTarih: Cmt Ekm 18, 2008 9:52 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Herkes Gibisin/Nazım Hikmet

Gönlümle baş başa düşündüm demin;
Artık bir sihirsiz nefes gibisin.
Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
Akisleri sönen bir ses gibisin.

Mâziye karışıp sevda yeminim,
Bir anda unuttum seni, eminim
Kalbimde kalbine yok bile kinim
Bence artık sen de herkes gibisin.

Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin.

Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin.

Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin



"kalbimde kalbine yok bile kinim...."

_________________
Derler ki bir yerden sonra,acımaz daha fazla....
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder

ines_de_castro


Aktif


Kayıt: 09 Nis 2008
Mesajlar: 528
Şehir: İstanbul

Cinsiyet: Cinsiyet:Bayan

Durumu : Offline

MesajTarih: Cmt Ekm 18, 2008 10:02 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

HELENA

Güzelliğin benim için Helena,
İznik kalyonlarıdır geçmişin.
Taşırlar mis gibi bir denizde
Bir gezegeni yavaşça,ezik,bitkin
O doğduğu sahillere.

Alışık dolaşmaya umutsuz denizlerde,
Ölümsüz yüzün,sümbül saçların
Çekti yurduma Naiade havaların,
O eski Yunan görkemine
Ve yüceliğine Roma'nın.

Görüyorum o alımlı pencerende
Seni bir heykel gibi dururken
Akik lamban elinde,
Sen,ey!O kutsal ülkelerden
Gelen Psykhe,sen!

Edgar Allen Poe
Türkçesi:İlhan Berk

_________________
Derler ki bir yerden sonra,acımaz daha fazla....
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder

sair_sair


Üye


Kayıt: 30 Ekm 2007
Mesajlar: 140
Şehir: Antalya

Cinsiyet: Cinsiyet:Bay

Durumu : Offline

MesajTarih: Çrş Ekm 22, 2008 8:32 pm    Mesaj konusu: selam Alıntıyla Cevap Gönder

DELİMİYİM NEYİM
Yine bekliyorum gecenin bir yarısında
Seninle ilk tanıştıgımız sahilde kumsalda
Gelmeyeceksin biliyorum ama ne fayda
Beynime hükmetmiş kalbim,sensiz olmuyor asla

Göz göze geldigimiz yerde avutuyorum kendimi
Hayal ediyorum,yanımda olmasanda seviyorum seni
Görmesemsem de yüzünü duymasamda sesini
Kalbim olmuş aşkının esiri seni hiç unutamıyor ki

Her an her dakika sensin dünyamda
Çayımda şekerimde canımsın sen kanımda
Yanımda olmayınca sen, çokta umrumda sanki koca dünya
Gözlerim kapanana kadar unutamam seni asla

Yine dertli dertli düşünüyorum seni
Delimiyim neyim be benimkide nasıl bir sevgi
Asi gibi coşuyor gönlümde sevda seli
Sensiz olmuyor acınacak hale düştüm gittiginden beri
Ama unutmayacagım son nefesime kadar sevecegim seni

Turgay Bayram

_________________
Dışarda arama mutlulugu bulamazsın mutluluk içte saklıdır duldugun zaman TİRYAKİSİ olur bırakamazsın
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger

ines_de_castro


Aktif


Kayıt: 09 Nis 2008
Mesajlar: 528
Şehir: İstanbul

Cinsiyet: Cinsiyet:Bayan

Durumu : Offline

MesajTarih: Prş Ekm 23, 2008 6:55 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

İNSAN SEVGİLİSİNİN YANINDA NASIL YÜREKLİ OLUR?

Bizim kuyunun orda rastladım kendisine,
Ah benim şaşkın,yanık yüreğim,
"Sevgilim"demek geldi içimden de,
Tutup "Baban nasıl"deyiverdim.

N'olurdu başka şeyler söyleyeydim,
Ama gözlerinin içine içine baktım ya
Tasalıydı gözleri ama ne çıkar,
Öfke okunmuyordu neyse bakışlarında.

Kasabanın girişinde rastladım kendisine
Gönlümün sultanı,köylü güzelim benim,
"Kölen olayım"demek geldi içimden de,
Tutup"Anan nasıl?"deyiverdim.

Ne çıkar gizlediysem sevgimi,
Zar zor gülümsediysem var mı önemi,
Benim elimden gelen bu kadar
Bakışlarıyla terslemedi ya beni.

Kendi evinde gördüm bir gün de
Dalgın dalgın çözüyordu saçının örgülerini
"Seni seviyorum"diyesim geldi sessizce
Tutup "Kardeşin nasıl?" demiyeyim mi?

İyidir, dedi bana gülümseyerek,
Anamın beklediği de iyidir,
Sonra ağlamaklı iri gözlerini indirerek,
Besbelli duygularını gizledi benden.

GOMBOZHAV-Moğolistan



Tanrım nasıl bu kadar masum anlatabilmiş?

_________________
Derler ki bir yerden sonra,acımaz daha fazla....
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder

sair_sair


Üye


Kayıt: 30 Ekm 2007
Mesajlar: 140
Şehir: Antalya

Cinsiyet: Cinsiyet:Bay

Durumu : Offline

MesajTarih: Cum Ekm 24, 2008 1:15 pm    Mesaj konusu: selam Alıntıyla Cevap Gönder

DİLENCİ
Sen hergün köşebaşlarında
Yırtık urbanla kirli ellerinle
Avuç açan, sefil insan.
İnan yok farkımız birbirimizden
Sen belki tüm yaşamınca dilenecek;
Beklediğin beş kuruşu biri vermezse
Ötekinden isteyeceksin.
Ama ben tüm yaşamım boyunca
Tek bir kez dilendim
Bir acımasız kalbin sevdası ile alevlendim.
Öylesine boş öylesine açık kaldı ki elim,
Yemin ettim bir daha dilenmeyecegim
Victor HUGO

_________________
Dışarda arama mutlulugu bulamazsın mutluluk içte saklıdır duldugun zaman TİRYAKİSİ olur bırakamazsın
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger

nagmee


Genel Moderatör


Kayıt: 25 Tem 2006
Mesajlar: 4582
Şehir: Bursa

Cinsiyet: Cinsiyet:Bayan

Durumu : Offline

MesajTarih: Cum Ekm 24, 2008 2:45 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

KAR YAĞIYOR
Lambayı yakma, bırak,
sarı bir insan başı
düşmesin pencereden kara.
Kar yağıyor karanlıklara.
Kar yağıyor ve ben hatırlıyorum.
Kar...
Üflenen bir mum gibi söndü koskocaman ışıklar...
Ve şehir kör bir insan gibi kaldı
altında yağan karın.

Lambayı yakma, bırak!
Kalbe bir bıçak gibi giren hatıraların
dilsiz olduklarını anlıyorum.
Kar yağıyor
ve ben hatırlıyorum.

NAZIM HİKMET

_________________
Ayağa Kalk!... Uyumak İçin Önünde Sonsuzluk Var...
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder

ines_de_castro


Aktif


Kayıt: 09 Nis 2008
Mesajlar: 528
Şehir: İstanbul

Cinsiyet: Cinsiyet:Bayan

Durumu : Offline

MesajTarih: Cum Ekm 24, 2008 4:14 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Bir Kez Gönül Yıktın İse

Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil

Bir gönülü yaptın ise
Er eteğin tuttun ise
Bir kez hayır ettin ise
Binde bir ise az değil

Yol odur ki doğru vara
Göz odur ki Hak'kı göre
Er odur alçakta dura
Yüceden bakan göz değil

Erden sana nazar ola
İçin dışın pür nur ola
Beli kurtulmuştan ola
Şol kişi kim gammaz değil

Yunus bu sözleri çatar
Sanki balı yağa katar
Halka matahların satar
Yükü gevherdir tuz değil

Yunus Emre

_________________
Derler ki bir yerden sonra,acımaz daha fazla....
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder

bilgesu


Üye


Kayıt: 17 Ksm 2007
Mesajlar: 34
Şehir: Balıkesir

Cinsiyet: Cinsiyet:Bayan

Durumu : Offline

MesajTarih: Cum Ekm 24, 2008 8:47 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Bodrum'da

Şimdi dalgalar taşları dövüyor
Ve karşımda hayalin
Bir Bodrum akşamında
Güneş batmaya yüz tutmuş
Gözlerin gözlerimde
Şimdi ne yaparsın kim bilir
Puslu İstanbul akşamlarında
Bodrum
Yalnızlığımızın kaderi
Ve ancak sen
Nerede olursan ol
Bilirsin bu çaresizliğin tadını
Hani bir tarafımda hep gizlediğim sen
Bir tarafta çaresizliğim
Gidemem derken yalan mı söyledim
Üşümem derken inatçı ayazlarda
Unuturum derken yalan mı söyledim

_________________
keşke yanımda olsaydın
kolay olurdu o zaman
...sebebim var biliyorsun
ben seni arayamam...
------------------------------
hiçbir yüz güzel değil senin yüzünden
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder

dæmlæ


Üye


Kayıt: 14 Eyl 2008
Mesajlar: 21
Şehir: Antalya

Cinsiyet: Cinsiyet:Bayan

Durumu : Offline

MesajTarih: Cmt Ekm 25, 2008 6:05 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Ben Sana Mecburum
ben sana mecburum bilemezsin
adini mih gibi aklimda tutuyorum
buyudukce buyuyor gozlerin
ben sana mecburum bilemezsin
icimi seninle isitiyorum

agaclar sonbahara hazirlaniyor
bu sehir o eski Istanbul mudur
karanlikta bulutlar parcalaniyor
sokak lambalari birden yaniyor
kaldirimlarda yagmur kokusu
ben sana mecburum sen yoksun

sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir aksamustu ansizin yorulur
tutsak ustura agzinda yasamaktan
kimi zaman ellerini kirar tutkusu
birkac hayat cikarir yasamasindan
hangi kapiyi calsa kimi zaman
arkasinda yalnizligin hinzir ugultusu

Fatih`te yoksul bir gramofon caliyor
eski zamanlardan bir cuma caliyor
durup kose basinda deliksiz dinlesem
sana kullanilmamis bir gok getirsem
haftalar ellerimde ufalaniyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
ben sana mecburum sen yoksun

belki Haziran`da mavi benekli cocuksun
ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
bir sileb siziyor issiz gozlerinden
belki Yesilkoy`de ucaga biniyorsun
butun islanmissin tuylerin urperiyor
belki korsun kirilmissin telas icindesin
kotu ruzgar saclarini goturuyor

ne vakit bir yasamak dusunsem
bu kurtlar sofrasinda belki zor
ayipsiz fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yasamak dusunsem
sus deyip adinla basliyorum
icimsira kimildiyor gizli denizlerin
hayir baska turlu olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder

Davutsu


Üye


Kayıt: 24 Hzr 2006
Mesajlar: 89
Şehir: Aydın

Cinsiyet: Cinsiyet:Bay

Durumu : Offline

MesajTarih: Pts Arl 01, 2008 9:19 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

SEN VE BEN
İçme, ilk yudumda zehirler seni
Bahtın kadehime döktüğü şarap.
Her akşam koynunda uyutur beni,
Her sabah alnımdan öper ısdırap.

Sen, yirmi yaşında bir baharsın ki
Gölgende neş'enin rüzgârı eser.
Düşünen alnımda benim her çizgi
Baharı olmayan bir kışa benzer

Sana ufuklar “gel ” diye bağırır,
Ellerinde çiçek haykırarak;
Seni gür sesiyle hayat çağırır,
Beni de çiğneyip geçtiğin toprak.

Ahmet Hamdi Tanpınar
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder

ademsalim


Üye


Kayıt: 28 Tem 2008
Mesajlar: 47
Şehir: Burdur

Cinsiyet: Cinsiyet:Bay

Durumu : Offline

MesajTarih: Pzr Arl 07, 2008 7:35 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Çorak Ülke / Thomas Stearns Eliot


1922

`Nam Sibyllam quidem Cumis ego ipse
oculis meis vidi in ampulla pendere,
et cum illi pueri dicerent: Sibulla ti thelis;
respondebat illa: apothanein tehelo.' (1)

Ezra Pound için
il miglior fabbro (2)


I. ÖLÜLERİN GÖMÜLÜŞÜ

Nisan en zalim aydır, gövertir
Leylakları ölü toprakta, yoğurur
Anılarla istekleri, uyarır
Uyuşuk kökleri bahar yağmuruyla.
Kış, sıcacık tuttu bizi, örter
Toprağı unutkan karla, sürdürür
Kısır bir hayatı kuru köklerle.i
Yaz şaşırttı bizi, Starnbersee'ye gelince
Deli bir sağnakla; sığındık sıra kolonlara,
Derken yeniden güneş, uzandık Hofgarten'a,
Birer kahve içip konuştuk bir saat kadar.
Bin gar keine Russin, stamm' aus Litauen, echt deutsch. (3)
Ve çocukluğumuzda, arşidüklerde kalırken,
Yeğenimgillerde, kızakla gezdirirdi beni,
Ve ben korkardım. Ama o, Marie, derdi,
Sıkı tutun Marie! Ve yamaçtan kayardık.
Dağlardaysan, orada özgür bulursun kendini.
Çoğu geceler okurum, kışın da güneye giderim.

Hangi kökler kavrar, hangi dallar bezer
Buradaki taş yığınını? Ey insanoğlu
Bunu bilemez, sezemezsin, çünkü bildiğin yalnız
Bir kırık putlar yığınıdır ki güneşte kavrulur
Ve ona ne ölü ağaç gölge, ne cırcırböceği erinç,
Ne de kuru taş su sesi verir. Yalnız
Burası gölge, altı bu kızıl kayanın,
(Sığın gölgesine bu kızıl kayanın),
Ve ben öyle bir şey göstereceğim ki sana,
Ne seni durmadan izleyen sabahki gölgendir,
Ne kalkıp seni karşılayan akşamki gölgendir,
Sana korkuyu göstereceğim bir avuç tozda.

Frisch weth der Wind
Der Heimat zu
Mein Irisch Kind,
Wo weilest du? (4)

"Bana sümbülleri ilk verişin bir yıl önceydi,
Sonra sümbül kız koydular adımı."
- Ama döndüğümüzde, gün sonu, sümbül bahçesinden,
Kolların dolu, saçların ıslak, bir türlü
Konuşamadım, gözlerim de seçmedi, sanki
Ne diriydim, ne ölü, ne de bir şey biliyorum,
Sırf bakıyordum ışığın gözüne, sessizlik.
Oed' und leer das Meer. (5)

Madam Sosostris, şu ünlü falcı,
İyice üşütmüştü kendini ama
En akıllı kadın diye bilinir Avrupa'da
Elinde bir deste hayın kağıtla. İşte, dedi,
Senin kağıdın, boğulmuş Finikeli gemici,
(Şu inciler onun gözleriydi bir zamanlar, Bak!)
İşte Belladonna, Kayalıkların Ecesi,
Durumların ecesi.
İşte üç değnekli adam, işte Çarkıfelek,
Ve işte tek gözlü tüccar, bu kağıda gelince,
Bu boş kağıt, tüccarın sırtındaki şeydir,
Onu da görmem yasaktır. Peki nerede
Asılmış Adam! Suda ölümden sakın.
Kalabalıklar görüyorum halka olmuş yürüyor.
Falınız tamam. Sayın Mrs. Equitone'u görürseniz,
Deyin ki yıldız falını kendim getiririm:
Öyle zamandayız ki su uyur düşman uyumaz.

Düşçül Kent,
Kirli sisi altında bir kış sabahının,
Bir kalabalık aktı Londra Köprüsünden, sürüyle,
Ummazdım, ölüm çökertsin insanları sürüyle.
Duyulan, kesik ve seyrek, iç çekişlerdi,
Ve gözleri kendi adımlarındaydı her adamın.
Aşıp tepeyi aktılar King William Caddesinden
Saint Mary Woolnoth Kilisesine, kulede çan
Ölü bir sesle tınlarken son vuruşunda dokuzun.
Bir tanış görüp durdurdum haykırarak, "Stetson!
"Sen ha! Gemilerdeki yoldaşım benim, Mylae'de!
"Şu ceset, bıldır diktiydin ya bahçene,
"Filiz verdi mi? Bu yıl durur mu çiçeğe?
"Yoksa o beklenmedik don bozdu mu tarhını?
"Öyleyse uzak tut köpeği, insanların dostudur,
"Yoksa tırnaklarıyla kazıp çıkarır gene!
"Sen! hypocrite lecteur! - mon semblable, - mon frère!" (6)


II. BİR SATRANÇ PARTİSİ

Kadının koltuğu, yaldızlı bir taht gibi,
Çil Çil yansıdı mermerde ve ayna
- Destekleri salkımlı asmalarla bezenmiş
Birisinden bir altın Küpidon baka kalmış,
(Biri de gizlemiş gözlerini kanadıyla) -
Çiftleyip alevlerini yedi kollu şamdanın
Yansıttı ışığı masanın üzerine, tam da
Yükselirken mücevherlerinin parıltısı
Öbek öbek atlas döşeli kutulardan;
Fildişi ve renkli camdan şişeciklere,
Tapasız, sinmiş acayip, sentetik parfümleri,
Macun, toz ya da sıvı - bunalttı, şaşırttı
Ve boğdu duyuları kokularla; tedirgin olup
Pencereden gelen esinle, kokular yükseldi
Besleyerek upuzun alevlerini şamdanın
Ve savurdu dumanları bölmeli tavana,
Tedirgin edip desenlerini oymalı tavanın.
Geniş kızılağaç kaplama, renkli taşlarla çevrili,
Bakır kakmalı, bir yeşil, bir turuncu yanıyor
Ve bu içli ışıltıda oyma bir yunus yüzüyordu.
Antik şömine üstündeki tabloda anlatılan,
Sanki bir pencereydi ormana açılan,
Değişimiydi Philomel'in, o barbar kralın
Onca zorladığı; ama bülbül kesilmiş orda,
Sarmıştı tüm çölü kirletilemez bir sesle,
Ve hala ağlıyordu ve dünya hala o yolda,
"Cik cik!" kös dinlemiş kulaklara.
Ve zamanın öbür solgun artıkları da
Anlatılmıştı duvarlarda; ısrarla bakan biçimler
Dört yönden sarkmış, eğilip susturuyordu odayı.
Sürüklendi merdivende adımlar.
Ocağın ışığında, fırçanın altında, saçları
Alevli oklar gibi dağılmış
Işıl ışıl konuşurken, artık zalimce susacaktı.

"Sinirlerim bozuk bu gece. Çok bozuk. Gitme kal.
"Bir şeyler anlat. Neden konuşmazsın hiç. Konuş.
"Ne düşünüyorsun? Ne düşüncesi bu? Ne?
"Ne düşünürsün böyle bilmem ki hiç. Düşün bakalım."

Sanırım biz dönekler geçidindeyiz,
Ölü adamlar orda yitirmişti kemiklerini.

"Nedir bu gürültü?"
Eşikten esen yel.
"Peki ya bu gürültü? Zoru nedir bu yelin?"
Hiçbişey gene hiçbişey.
"Bilmez
"misin hiçbişey? Görmez misin hiçbişey? Hatırlamaz mısın
"Hiçbişey?"
Hatırlarım
Şu incilerdi adamın gözleri bir zamanlar.
"Diri misin, değil misin? Hiçbişey yok mu kafanda?"
Ama
O O O O şu Şekispiyerimsi cümbüş-
Hem ne incelik
Ne yetkinlik
"Ne yaparım şimdi ben? Ne yaparım ben?
"Öyleyse hemen fırlayıp sürterim sokaklarda,
"Saç baş darmadağın. Peki ne yaparız yarın?
"Ve her günü Tanrının?"
Sıcak su saat onda.
Yağmur varsa, kapalı bir araba saat dörtte.
Sonra bir el satranç oynayacağız,
Kapaksız gözlerimiz kısılmış, kulağımız kapıda.

Kocası terhis edildiğinde Lil'e dedim ki -
Esirgemedim sözümü, hem yüzüne söyledim,
VAKİT TAMAM, BEYLER, KAPATIYORUZ
Bak Albert dönüyor, çekidüzen ver kendine biraz.
Bilmek ister n'aptın sana verdiği parayı,
Dişlerini yaptırman için. Verdi, hem de yanımda.
Gel çektir tümünü, Lil, güzel bir takım yaptır,
İnan ki, demişti, yüzüne bakasım gelmiyor.
Al benden de o kadar, dedim, Albert'ciği düşün bir,
Dört yıldır askerdeydi, gününü gün etmek ister,
Bunu sende bulamazsa, başkaları var, dedim.
Ya, öyle mi dedi. Olabilir a, dedim.
O zaman bir kapı bulurum, dedi, ama açık konuşsana.
VAKİT TAMAM, BEYLER, KAPATIYORUZ
O işten hoşlanmasan da dayanmalısın, dedim.
Yok, yapamam, dersen, başkaları seçip kapar.
Albert çekip giderse, bilir miydim? deme sakın.
Utanmalısın, dedim, böyle yaşlı görünmekten.
(Oysa ancak otuz birinde.)
Elimden ne gelir, dedi, suratını asarak,
Hep aldığım o haplar, düşürmek için, dedi.
(Beş tane vardı, minik George'da az kalsın ölüyordu.)
Ezzacı her şey düzelir, dedi, ama nerde eski halim.
Sen eni konu aptalmışsın, dedim,
Ya Albert rahat bırakmazsa, sil baştan, dedim.
Çocuk istemiyordun da niye evlendin?
VAKİT TAMAM, BEYLER, KAPATIYORUZ
Neyse, Albert geldi o pazar, sofrada sıcak domuz budu,
Yemeğe bırakmadılar beni, tatmalıymışım sıcacık -
VAKİT TAMAM, BEYLER, KAPATIYORUZ
VAKİT TAMAM, BEYLER, KAPATIYORUZ
İğgeceler Bill. İğgeceler Lou. İğgeceler May. İğgeceler.
Haydi eyvallah. İğgeceler. İğgeceler.
İyi geceler leydiler, iyi geceler sevimli leydiler,
iyi geceler, iyi geceler.


III. ATEŞ TÖRENİ

Irmağın tentesi çökmüş: damar parmaklarıyla
Son yapraklar kavrayıp gömülür ıslak setlere. Yel
Arşınlar kavruk ülkeyi duyulmadan. Su perileri gitmiş.
Nazlı Thames, usulca ak, bitinceye kadar türküm.
Üstünde ne boş şişeler, sandviç kağıtları,
Ne ipek mendiller, karton kutular, izmaritler,
Ne de başka izi yaz gecelerinin. Su perileri gitmiş.
Ve dostları, kent kodamanlarının aylak mirasçıları,
Gitmişler, adres filan bırakmadan.
Leman gölünün kıyısında oturdum da ağladım.
Nazlı Thames, usulca ak, bitinceye kadar türküm,
Nazlı Thames, usulca ak, sessiz ve kısadır sözüm.
Ama ansızın soğuk bir yel ve duyarım ardımda
Kemik takırtıları ve kikirdemeler, kulaktan kulağa.
Bir sıçan otların arasından usulca süzüldü
Yapış yapış karnını toprağa sürterek,
Avlanırken ben durgun sularında kanalın
Havagazı fabrikasının ardında, bir kış akşamı,
Aklımda kral kardeşimin uğradığı deniz kazası
Ve kral babamın ölümü, ondan önce.
Aşağıda ıslak toprakta çıplanmış ak gövdeler
Ve basık ve kuru tavanarasındaki kemikleri
Yıllardır takırdatan ayaklarıydı sıçanların.
Ama ben ardımdan, zaman zaman, duyarım
Korno-motor seslerini ki getirirler nasılsa
Sweeney'i Mrs. Porter'a baharda.
Ooo! Dolunay doğup üstüne parlasın
Mrs. Porter'la kızının
Onlar sodalı suda yıkar ayakların'
Et O ces voix d'enfants, chantant dans la coupole! (7)

Cik cik cik
Cık cık cık cık cık cık
Onca zorlanmış
Tereu (cool

Düşçül Kent
Boz sisi altında bir kış öğlesinin
Mr. Eugenides, İzmirli tüccar,
Tıraşsız, bir cebi kuşüzümü dolu,
CIF Londra: Belgeler para ödenince,
Kaba bir Fransızcayla, ne dersin, dedi,
Canon Street Otelinde öğle yemeğine,
Sonra hafta sonu tatiline Metropole'de.

Erguvanımsı saatte ki bakışlar ve sırt
Doğrulur masadan ve insan makinesi bekler
Avara çalışan, bekleyen bir taksi gibi,
Ben Tiresias, iki hayat arası bocalayan, kör,
Pörsük dişi memeli yaşlı adam, nasıl sezmem,
Erguvanımsı saatte, akşam saatinde ki çırpınır
Yuvaya doğru, gemicileri yuvaya getirir denizden,
Daktilo kız çay zamanı yuvada, sabah sofrasını tpolar,
Sobasını yakar, düzenler hazır yiyecekleri masada.
Pencerenin dışına korkusuzca astığı
İç çamaşırları güneşin son ışınlarıyla yanar,
Ve yığılmış üstüne divanın (geceleri yatağı)
Çoraplar, terlikler, kombinezonlar, korseler.
Ben Tiresias, pörsük hayvan memeli kocamışa yeter
Yeter de artardı bu sahne, gerisine gelince -
Yolu gözlenen konuğu bekledim ben de.
Adam, iğrenç suratlı bir gençtir, gelir,
Sıradan bir emlakçı katibi, küstah bakışlı,
Aşağı kesimden biri ki kurumlu hali sırıtır
Bir Bradford milyonerinin ipek şapkası gibi.
Umduğu gibi, zaman en uygun zamandır,
Yemek bitmiş, kadın oyalamaya çalışır,
İstemese bile engel de olmaz kadın.
Ateşlenmiş ve kararlı, adam hemen saldırır;
Hiçbir engele rastlamaz yoklayan eller;
Karşılık mı bekler adamdaki kör gurur,
Kayıtsızlığı da hoş karşılar.

(Ve ben, Tiresias, önceden acısını çekmiş
Aynı yatak-divanda oynanan oyunların,
Ben ki Thebai surlarına sırtımı dayamış,
Yürümüşüm safında en aşağılık ölülerin.)
Adam son bir öpücüğe daha kıyar,
El yordamıyla iner ışıksız merdiveni.

Kadın döner, bir an pencerede görünür,
Sanki habersizdir aşığının gittiğinden,
Kafasından puslu bir düşünce geçer:
"Neyse bu da bitti, iyi ki bitti hem."
Bir gün gelir düşer de yosma kadın
Yalnızken gene dolanırsa odasında,
Eli saçlarına gider kendiliğinden
Ve bir plak koyar gramafona.

"Sulardaydım, bu ezgi çalındı kulağıma"
Ve Strand boyunca, Queen Victoria Caddesine dek.
Kent, ey Kent! arasıra duyarım
Lower Thames Caddesinde bir meyhaneden
Bir mandolinin hoşa giden dertlenişini
Ve öğle yemeğindeki gürültüsüyle sohbetini
Balıkçıların ki orda yaşar duvarlarında
Magnus Martyr Kilisesinin,
Büyülü görkemi İyon beyazıyla altın renginin.

Irmağın terlediği
Yağ ve katran,
Mavnalar sürüklenir
Alçalan sularda,
Al yelkenler
Dopdolu
Yelle, yelpirder koca serende.
Mavnalar yıkar
Sürüklenen paraketeleri
Varırlar Aşağı Greenwich'e
Köpekler Adasından ileri.
Weialala leia
Wallala leialala

Elizabeth'le Leicester
Çekilen kürekler,
Teknenin kıçı
Yaldızlı deniz kabuğu
Al ve altın,
Sert soluğanlar
Yıkadı kıyıları,
Güneybatı yeli
Çan seslerini
Ak kulelerin
Weialala leia
Wallala leialala

"Tramvaylar tozlu ağaçlar.
Highbury'denim. Richmond'la Kew idi
Beni mahveden. Bir kanodaydı, dapdar,
Richmond'un yanında kaldırdım dizlerimi."

"Moorgate'in gediklisiyim ve gönlüm
kırık dökük. Her şey olup bitince
Ağladı adam ve sözerdi 'yeni bir yarın'.
Ses etmedim. Nemeydi benim gücenme."

"Margate kumsalındayım.
Bağlayamam ki
Hiçbir şeyi hiçbir şeyle.
Ucu kırık turnakları kirli ellerin.
Benim halkım gönülsüz halk, ummaz ki
Hiçbir şey."
la la

Sonra vardım Kartaca'ya

Yanıyor yanıyor yanıyor yanıyor
Ey Tanrım Sen kurtar beni
Ey Tanrım Sen kurtar

yanıyor


IV. SUDA ÖLÜM

Fenikeli Phlebas, öleli iki hafta olmadan
Unuttu martı çığlıklarını, soluğanları
ve kâr ile zararı.
Bir akıntı, deniz altında,
Sıyırdı kemiklerini fısıltılarla. Yüksele alçala
Yeniden yaşadı evrelerini yaşlılığıyla gençliğinin
Kapılırken burgaçlara.
Yahudi ol, olma
Sen, ey çarkı çevirirken yelden yöne bakan!
Düşün Phlebas'ı, o da yakışıklı ve boyluydu eskiden.


V. GÖK GÜRÜLTÜSÜNÜN DEDİKLERİ

Vurunca meşale kızıllığı terli yüzlere
İnince dondurucu sessizlik bahçelere
Başlayınca can çekişme taşlık ülkede
Bağıranlar ve ağlayanlar
Mapusane ve saraylar ve yankıması
Gök gürlemesinin, bharda, uzak dağlarda
O adam ki yaşıyordu, şimdi ölüdür
Bizler ki yaşıyorduk, şimdi ölüyoruz
Sabrımız tükenmiş

Burada su yok yalnız kaya var
Kaya ve susuzluk ve kumlu yol
Yol döne döne tırmanıyor dağlara
Dağlar ki sırf kaya, su yüzü görmemiş
Su olsaydı durup içerdik birer birer
Kayalar arasında kim durur, kim düşünür
Ter kupkuru, ayaklarsa kuma gömülü
Hiç olmazsa su olsaydı arasında kayaların
Ki ölü dağın çürük dişli ağzıdır, tüküremez
Kişi burda dikilemez, oturamaz, yatamaz
Üstelik sessizlik de yok bu dağlarda
Ama kuru kısır gök gürlemesi var, yağmursuz,
Üstelik çile yerleri de yok bu dağlarda
Ama asık mor suratlar sırıtır ve hırlar
Çatlak duvarlı evlerin kapılarından
Su olsaydı
Kaya olmasaydı
Kaya olsaydı ama
Su da olsaydı
Ve su
Bir pınar
Bir gölcük kayalar arasında
Hiç olmazsa su sesi olsaydı
Değil ağustosböceği
Ve türküyen kuru otlar
Ama bir su sesi kayalardan
Şakırken yalnızgezer ardıç kuşu orada çamlarda
Şıp şıp şip şıp şıp şıp
Ama ne gezer su

Kimdi o üçüncü, hep yanında yürüyen?
Sayınca bir sen varsın, bir de ben
Ama ne zaman uzayıp giden ak yola baksam
Birisi daha var daima yanında yürüyen
Akıyor sanki boz harmanisiyle, kukuletalı,
Bilemem artık erkek mi, kadın mı
- Ama kimdir öbür yanında yürüyen?

Yücelerden gelen şu ses de nedir
Anaların yaktığı ağıdın mırıltısı,
Nedir şu kukuletalı insan yığını, kaynaşır
Sonsuz ovalarda, tökezler çatlak toprakta,
Ki kuşatılmış dümdüz bir ufukla yalnız,
Hangi kenttir şu dağların üstündeki
Çatırdı ve sessizlik ve patlamalar erguvan gökte
Yıkılan kuleler
Kudüs Atina İskenderiye
Viyana Londra
Düşçül
Bir kadın uzun kara saçlarını gerdi eliyle
Ve zırıldattı tellerinde bir ezgiyi
Ve bebek yüzlü yarasalar erguvan ışık içre
Islık çaldılar ve kanatlarını çırptılar
Ve kara bir duvardan aşağı sarktılar başaşağı
Ve havada tepetaklaktı kuleler
Çalarak hatırlatan çanları ki saatleri vurur
Ve boş sarnıçlarla kör kuyulardan yükselen türküler.

Dağlar arasındaki bu kokmuş çukurda
Solgun ayışığında, otlar türkü yakıyor
Çökmüş mezarlar üzre, kilise avlusunda
Bomboş bir kilise, yelin cirit attığı,
Cam çerçeve yok, kapı gıcırdar durur,
Kuru kemikler incitmez ki kimseyi.
Sırf bir horoz kurulmuş çatı direğine
Ku ku riku ku ku riku
Bir şimşeğin yalazında. Sonra çileyen bir bora
Yağmur getiren.

Ganj cılızlaşmıştı ve bitkin yapraklar
Yağmur bekliyordu, kara kara bulutlar
Yığılırken çok uzaklarda, Himalayalarda.
Cengel sinmiş, kamburlaşmıştı sessizce.
Derken konuştu gök gürültüsü

DA

Datta: Verdiğimiz nedir?
Dostum, tutkuyla titremekte yüreğim,
Bir anlık kapılışın korkunç ataklığı,
Ki bir sakınganlık çağı da onaramaz bunu,
Bununla ama sırf bu tutkuyla varolduk
Ve bu, ne ölüm ilanlarımızda izlenebilir
Ne iyiliksever örümceğin sardığı anılarda
Ne de mühür altında, sıska dava vekili kırar
Bomboş odalarımızda

DA

Dayadhvam: Duydum anahtarlar
Bir kez döner kapıda, ve yalnız bir kez döner
Düşünürüz anahtarı, herkes kendi zindanında
Düşünmekte anahtarı, bir zindanı onar herkes
Ancak akşam saatinde, göksel söylentiler
Bir an için umutsuz bir Coriolanus yaratır

DA

Damyata: Tekne yanıtladı
Neşeyle, yelken ve kürekte usta ellere
Deniz durgundu, yüreğin yanıtlayacaktı
Neşeyle, çağrılsaydı bir, usulca atarak
Altında yoklayan ellerin

Oturmuş kıyıda
Avlanıyordum, ardımda çorak düzlükler,
Topraklarımı işleyebilecek miyim hiç olmazsa?
Londra Köprüsü yıkılıyor yıkılıyor yıkılıyor
Pi s'ascose nel foco che gli affina (9)
Quando fiam uti chelidon - Ey kırlangıç kırlangıç (10)
Le Prince d'Aquitaine à la tour abolie (11)
Bu parçalarla yıkıntılarımı payandaladım
Ya, siza uyarım öyleyse. Hieronymo delirdi gene.
Datta. Dayadhvam. Damyata. (12)
Shantih shantih shantih (13)







T.S. Eliot,
Çeviren: "Eliot" Suphi Aytimur,
"T.S. Eliot / Çorak Ülke, Dört Kuartet ve başka şiirler", Adam Yayınları.

(1)
Sibyl'i Cumae'de kendi gözlerimle gördüm
cam bir kavanoz içinde yaşıyordu,
oğlanlar sorunca, "Sibyl ne oldu?"
yanıtı hep şuydu, "Ölümü özlüyorum."
Petronius'dan
Satiricon, Bölüm 48
(Çevirenin notu: Sibyl'e (kahin kadın) sonsuz hayat verilmiştir ama sonsuz
gençlik değil. Yüzyıllar boyu kocadıkça gövdesi küçüle küçüle bir çekirge
kadar kalır. Daha da büzülecek ama ölemiyecektir. Yani hem zamanın, hem de
doğum-ölüm-yeniden doğum halkasının dışına itilmiştir.)

(2) Daha iyi usta

(3) Hayır Rus değilim, Litvanyalıyım, Alman kökenli.

(4)
Dağlarından yurdunun
Yel eser serin serin
İrlandalım, çocuğum
Gurbet elde neylersin?
R. Wagner (Tristan ile İsolde)

(5) Boş ve ıssız gene deniz.
R. Wagner (Tristan ile İsolde)

(6) Sen! dönek okur! - benzerim, kerdeşim benim!
C. Baudelaire

(7) Ve ey çocuk sesleri, kubbelerde çınlayan!
Verlaine

(cool Tereu: Bülbül sesine öykünmede kullanılır.
Tereus: Philomel'i kirleten kral.

(9) Sonra kendilerini arıtan alevlere daldı.
Dante, Araf

(10) Ne zaman kırlangıç gibi olacağım.
Pervigilium Veneris

(11) Aquitane Prensi yıkık kulede
Gerard de Nerval

(12) Ver. Duyuları paylaş. Denetle.
Upanishad'dan

(13) Barış. Barış. Barış.
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder

AmAtör


Fakülteli (1)


Kayıt: 14 Ağu 2007
Mesajlar: 1006
Şehir: İzmir

Cinsiyet: Cinsiyet:Bayan

Durumu : Offline

MesajTarih: Sal Arl 09, 2008 12:41 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki,giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden

_________________
biliyorsan konus feyz alsinlar bilmiyorsan sus adam sansinlar!!! Wink
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger

kemanci93


Aktif


Kayıt: 14 Hzr 2008
Mesajlar: 258
Şehir: İstanbul

Cinsiyet: Cinsiyet:Bayan

Durumu : Offline

MesajTarih: Sal Arl 09, 2008 4:30 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder



Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman



Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü
Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum, geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Beklesen de olur, beklemesen de
Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende
Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde
Hangi ses yürekten çağırır beni sana
Geleceğim diyorum, takvim sorma bana
-Ihlamur çiçek açtığı zaman.

Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi
Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi?
Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana
Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden
Gemileri yaksalar da geleceğim sana
On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana
-Ihlamur çiçek açtığı zaman.

Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif
Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız
Ey benim alfabemdeki kadîm Elif
Ne güzellik, ne de tat var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
Kimseye uğramam ben sana uğramadan
Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben sana çiçeklerle geleceğim
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Bahaeddin KARAKOÇ

_________________
kemancı.... keman


' şimdi hasretin yüreğimi kemirircesine bedenimLe savaşıyor ,sen bakma suskunLuğuma asLında bir diLsiz kavaLdır yüreğim cünkü ben sadece susarak özLüyorum.... <3 Crying or Very sad
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder

kemanci93


Aktif


Kayıt: 14 Hzr 2008
Mesajlar: 258
Şehir: İstanbul

Cinsiyet: Cinsiyet:Bayan

Durumu : Offline

MesajTarih: Sal Arl 09, 2008 4:32 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Seni bulmaktan önce aramak isterim.
Seni sevmekten önce anlamak isterim.
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
Sana hep yeniden başlamak isterim.

Özdemir Asaf

_________________
kemancı.... keman


' şimdi hasretin yüreğimi kemirircesine bedenimLe savaşıyor ,sen bakma suskunLuğuma asLında bir diLsiz kavaLdır yüreğim cünkü ben sadece susarak özLüyorum.... <3 Crying or Very sad
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder

kemanci93


Aktif


Kayıt: 14 Hzr 2008
Mesajlar: 258
Şehir: İstanbul

Cinsiyet: Cinsiyet:Bayan

Durumu : Offline

MesajTarih: Sal Arl 09, 2008 4:34 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Seni Yasamak

Seni her özledigimde sevgilim,
Gökyüzüne bakiyorum;
Gögün mavisinde gözlerini görüyorum çünkü.
Seni her özledigimde bir tanem,
Denizlere bakiyorum.
Ufuga bakinca mucizeni görüyorum çünkü.
Seni her özledigimde bir tanem,
Kuslara bakiyorum.
O kanatlardaki özgürlügünü görüyorum çünkü.
Ve askim, seni her özledigimde,
Adinda isyan ediyorum.
Seni özlemek istemiyorum ben,
Ben seni yasamak istiyorum,
Seni her özledigimde sana bakmak istiyorum
Ve seni sende görmek sadece..

Behçet Necatigil

_________________
kemancı.... keman


' şimdi hasretin yüreğimi kemirircesine bedenimLe savaşıyor ,sen bakma suskunLuğuma asLında bir diLsiz kavaLdır yüreğim cünkü ben sadece susarak özLüyorum.... <3 Crying or Very sad
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder

kemanci93


Aktif


Kayıt: 14 Hzr 2008
Mesajlar: 258
Şehir: İstanbul

Cinsiyet: Cinsiyet:Bayan

Durumu : Offline

MesajTarih: Sal Arl 09, 2008 4:35 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

GÖLGE


Benim bir canla sevip
bin özlemle andığım, Crying or Very sad
Bari gölgeni bırak bana
Su çiçeklerinin en güzel yanları
budur,
Giderken gölgelerini verirler suya.
Güz akşamları dal kıpırdamazken,
Suda halkalanan gözleridir
Sen de gölgeni bırak bana.
Gönlümün bin güzelliğiyle inanıp
sevdiğim,
Güzelliğini burada ince ince aratma.
Bir kıyıya, bir gün inen fırtına gibi
Birdenbire bir şeyler bırak.
Birşeyleri soğut,
birşeyleri yak,
Dağıt birşeyleri,
birşeyleri kur.
Kendini hiç yokmuşsun gibi aratma...

AFSAR TIMUCIN

_________________
kemancı.... keman


' şimdi hasretin yüreğimi kemirircesine bedenimLe savaşıyor ,sen bakma suskunLuğuma asLında bir diLsiz kavaLdır yüreğim cünkü ben sadece susarak özLüyorum.... <3 Crying or Very sad
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder

kemanci93


Aktif


Kayıt: 14 Hzr 2008
Mesajlar: 258
Şehir: İstanbul

Cinsiyet: Cinsiyet:Bayan

Durumu : Offline

MesajTarih: Sal Arl 09, 2008 4:50 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

miss_viola yazmış:
ben şiir değilde...bu aralar 'O' na söylediğim bi dörtlük var onu yazmak istiyorum....
Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar...
Ne de şeytan bir günahı..
Seni beklediğim kadar...


melike ablacım bende bu şiiri çok seviyorum izninle devamınıda ben yazayım Smile

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?

NECİP FAZIL KISAKÜREK

_________________
kemancı.... keman


' şimdi hasretin yüreğimi kemirircesine bedenimLe savaşıyor ,sen bakma suskunLuğuma asLında bir diLsiz kavaLdır yüreğim cünkü ben sadece susarak özLüyorum.... <3 Crying or Very sad
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder

MiT PiaNo


Üye


Kayıt: 08 Arl 2008
Mesajlar: 29
Şehir: İstanbul

Cinsiyet: Cinsiyet:Bayan

Durumu : Offline

MesajTarih: Cum Arl 12, 2008 9:28 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Göz yaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum

ORHAN VELİ - ANLATAMIYORUM

_________________
SedoSh
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder

sedoş


Üye


Kayıt: 21 Arl 2008
Mesajlar: 55
Şehir: Bursa

Cinsiyet: Cinsiyet:Bayan

Durumu : Offline

MesajTarih: Çrş Arl 24, 2008 4:48 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Ne ararsın Allah ile aramda
Sen kimsinki orucumu sorarsın
Hakikaten gözün yoksa haramda
Başı açığa niye türban sorarsın

Rakı şarap içiyorsam sanane
yok kimseye bir zararım içerim
İkimizde gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem sarhoşkende geçerim

İşgaldeki hali sakın unutma
Atatürk,e dil uzatma sebepsiz
Sen anandan gene çıkardın anma
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder

adalante01


Üye


Kayıt: 18 Tem 2007
Mesajlar: 35
Şehir: Bursa

Cinsiyet: Cinsiyet:Bay

Durumu : Offline

MesajTarih: Cum Arl 26, 2008 1:19 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

seke seke

çatlak yüreğimle türkülü yollara
düştüm ki o kadar olur
seke ben geldim,
s.. s... gidiyorum.....

CAN YÜCEL (sansürsüz sanat)

_________________
dünyaya bir daha gelsem ve bir tek seçimim olsa kemanı seçerdim tereddütsüz...
Başa dön
Üye profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   
Başlığa cevap gönder  

Bu Bölümün Tüm Sayfaları | Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6  Sonraki

4. sayfa (Toplam 6 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti dosyaları gönderemezsiniz
Bu forumdaki dosyaları indiremezsiniz



Güvenlik Sistemi CBACK CrackerTracker
32254 saldırı girişimi engellendi.

Copyright © 2006 Müzik Fakültesi