| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
|
hayalet89


Kayıt: 15 Tem 2007 Mesajlar: 39 Şehir: İzmir
Cinsiyet: 
Durumu : Offline
|
Tarih: Prş Tem 03, 2008 2:28 pm Mesaj konusu: 20. yüzyıl müziği |
|
|
|
|
Selam arkadaşlar. normalde 20. yüzyıl müziğine hiç ilgim yoktu, mesela Debussy'nin parçalarını birkaç kez dinleyip sonra bir daha dinlememek üzere kenara attım. çalmaya çalıştım ama beni acayip sıktı. ama 1-2 ay önce Ravel'in Liszt'ten esinlenerek yazdığı Jeux D'eau parçasını duydum. çok hoşuma gitti ve parçayı çalışmaya başladım. 2 hafta önce de bitirdim, şimdi ise oturtmaya çalışıyorum.
ancak şöyle bir sorunum var: romantik yada klasik dönem parçalarını çok kolay çözümleyebilirken bu parçadaki modülasyonlar ve armoni çok karışık geldi bana, daha doğrusu mantığıma yatmadı demek daha doğru olur. aslında çok güzel duyuluyor ve çalması da zevkli; ama garip, mantıksız modülasyonlar, bol sayıda disonans ve karmaşık akorlara rastlıyorum, caz'a doğru bire geçiş var sanki. 20. yüzyıl müziğini hakkında bilgi sahibi olanlar benimle paylaşırsa çok sevinirim, bu konuda kaynaklar falan varsa daha da yararlı olur benim için.. |
|
| Başa dön |
|
 |
Sponsor
|
|
 |
|
princessofpianos


Kayıt: 09 Ekm 2006 Mesajlar: 2052 Şehir: Ankara
Cinsiyet: 
Durumu : Offline
|
Tarih: Cmt Tem 05, 2008 4:42 pm Mesaj konusu: |
|
|
Senin için hocama sordum
Debussy, empresyonizmin müzikte uyanışını sağlayan ve kendi döneminin en önemli Fransız bestecisi.
Anlık izlenimlerin müziğe aktarıldığı bir stildir empresyonizm (izlenimcilik)
Romantik dönemin tonal yapısından yavaş yavaş uzaklaşıldığı, bitonalitenin su yüzüne çıktığı, tematik yapıda pentatonik etkilerin ağırlıkta olduğu,kısmen de modalitenin görüldüğü eserler yazıldı. Debussy dışında, dönemin diğer önemli bestecileri: Ravel, Faure, Satie. _________________ Sen ne kadar anlatırsan anlat, senin anlattığın karşındakinin anladığı kadardır...  |
|
| Başa dön |
|
 |
|
paganini_can


Kayıt: 15 Şub 2007 Mesajlar: 957 Şehir: Muğla
Cinsiyet: 
Durumu : Offline
|
Tarih: Cmt Tem 05, 2008 9:22 pm Mesaj konusu: |
|
|
| schönberg'le atonal müziğe geçiş başladı john cage 4''33 te bir çığır olmuştur... |
|
| Başa dön |
|
 |
|
hayalet89


Kayıt: 15 Tem 2007 Mesajlar: 39 Şehir: İzmir
Cinsiyet: 
Durumu : Offline
|
Tarih: Pts Tem 07, 2008 9:52 am Mesaj konusu: |
|
|
sağolun arkadaşlar, peki ama neden?? yani güzelim armoni varken düzeni neden bozdular, psikopatmı bu adamlar? kulağa nasıl güzel geliyorsa öyle mi çalıyorlar yoksa belli kurallar çerçevesinde mi?? |
|
| Başa dön |
|
 |
|
princessofpianos


Kayıt: 09 Ekm 2006 Mesajlar: 2052 Şehir: Ankara
Cinsiyet: 
Durumu : Offline
|
Tarih: Pts Tem 07, 2008 12:32 pm Mesaj konusu: |
|
|
Sanattaki akım değişikliklerine o günkü yaşam şartlarındaki bir çok şey katkıda bulunuyor.
Zaten romantik çağda (hele ki Fransız ihtilalinden sonra o olay milat gibi kabul edilir) milliyetçilik akımının ve "herkesin demokrasiye, özgürlüğe ve kendi düşüncesini ifade etmeye hakkı vardır" temalı düşüncelerin insanlar arasında yayılması, müzikte de kabul edilen kalıpların yıkılmasına, bestecilikte de daha özgür yaratılara ve yeni arayışlara itmiş diye düşünüyorum. Aslında romantik dönem bile kendi içinde ihtilal sayılır (barok ve klasik döneme bakılarak )
Temel olarak budur, umarım biraz aydınlatmışımdır  _________________ Sen ne kadar anlatırsan anlat, senin anlattığın karşındakinin anladığı kadardır...  |
|
| Başa dön |
|
 |
|
princessofpianos


Kayıt: 09 Ekm 2006 Mesajlar: 2052 Şehir: Ankara
Cinsiyet: 
Durumu : Offline
|
Tarih: Pts Tem 07, 2008 12:44 pm Mesaj konusu: |
|
|
Vikipedia'dan romantik dönem ile ilgili satırlar (biraz karmaşık anlatmışlar ama)
Müziğin öncelikle insanın duyum ve duygularına seslenmesi ölçüsünde, aklın önceliğini tartışma konusu yapan romantizmle müzik arasında doğal bir yakınılık ortaya çıkar. Romantizmle birlikte iç dünyayı yansıtan yapıtlar, yoğun bir duygusal içerik kazandı (lied); büyük çaplı yapıtlar, yeni bir gerilim ve dokunaklılığa ulaştı (programlı müzik). Orkestra zenginleşti, çeşitlendi ve çalgıların tınısı ve rengi üzernde titizlikle duruldu. Bu hareket kaynağını Almanya!daki "Sturm und Drang" ve Fransız Devrimi'nin ideolojisinde buldu. Özellikle Almanya ve Avusturya'da benimsenen romantizmin başlıca örneklerini Beethoven'ın büyük partisyonlarıdır.
İzlenimcilik ile de ilgili başka siteden yazı buldum.
Empresyonizm
Empresyonizm kelimesi İngilizce "etkilenmek, izlemek" anlamındaki “Impress” kelimesinden Türkçeleştirilmiştir. Bu kelimenin müzikle birçok yönden ilgisi vardır. Fakat asıl anlamı bir olayın başlangıcından bitimine kadar geçen süredeki her somut veya soyut kavramdan edinilen izlenimleri anlatma biçimidir. Empresyonizm, XIX. yüzyılda Fransada doğmuş ilk önce resim alanında kendini göstermiş daha sonra bütün güzel sanatları etkilemiş bir akımdır.Ünlü Fransız ressam Claude Monet bu akımın kurucusu sayılır ve empresyonist grubun lideridir. Daha sonra ise bu akımı benimseyen diğer ressamlar sayesinde izlenimcilik müzik dahil diğer sanat dallarına da yansımıştır.
İzlenimcilik pek demokratik bir akımdır. Fikirlerin, reçetelerin, renklerin paylaşımı üzerine kurulmuştur. Hatta bir takım resimleri bir kaç ressam beraber yapmışlardır. Önce bir grup sanatçı tarafından uygulanan teknik ve yaklaşımlara verilen bir isimken, daha sonra hareket bütün görsel sanatlara hatta müziğe de sıçramıştır. (örneğin Mussorgski ile)
Müzikte izlenimciliğin kurucusu Fransız besteci Claude Debussy sayılır.Debussynin bu alandaki özelliği var olan bir kavramı geliştirmek değil, onun yarattığı etkileri belirtmek istemesidir.Yüzyıllar öncesinden günümüze kadar gelmiş ve müzikte kural sayılan akor çözümü bu akım sayesinde besteciye bitiş aşamasında veya temanın gelişiminde özgürlük sağlamış yani besteci akoru veya diziyi istediği gibi çözebilme gücünü kazanmış ve böylece dinleyicilerinde eseri farklı açılardan algılayabilmesi sağlanmıştır.
İzlenimcilik anlamına gelen empresyonizmde sanatçılar dış dünyaya ait olanı; ışığı, renkleri, tepkileri, hüzünleri işlemekte ve yakalanan anlık konuları resmetmektedir. Bu akım ışık ile resim yapma olarak tanımlanmaktadır. İzledikleri temel kaynak güneştir. Konu ışık yansımaları arasında kaybolmuştur.
Empresyonist sanatçı dış dünyada gördüğü varlığın; gerçek, realist yönünü değil; kendinde uyandırdığı izlenimleri anlatır. Bu nedenle emprestyonist sanatçının anlattığı dış dünya değil, dış dünyadaki varlıkların hayâle bürünmüş izlenimleridir.Dış dünya, sanatçıya sadece heyecan ve duygusal dalgalanmalar veren bir uyarıcıdır. Önemli olan sanatçının kendi algılamaları ve bunları anlatma yöntemidir.
Bu akımda anlam açıklığından çok kapalılık yeğlenir. Dış dünyadan algılanan görüntüler ruh süzgecinden geçirildikten sonra dışa yansıtılır.
Empresyonistler alışılmış kurallara uymadılar. özgürlüğü seçerek doğaya açıldılar ve güneş ışığının altında kendi izlenimlerine göre nesneleri resmettiler. Empresyonizmin temel amacı, doğaya çıkmak, etrafı incelemek, bir nesne seçmek ve onun o anki halini, üzerine gelen ışıktan tutun yanında duran bitkinin ona verdiği havaya kadar herşeyi ile resme aktarılması idi. _________________ Sen ne kadar anlatırsan anlat, senin anlattığın karşındakinin anladığı kadardır...  |
|
| Başa dön |
|
 |
|
princessofpianos


Kayıt: 09 Ekm 2006 Mesajlar: 2052 Şehir: Ankara
Cinsiyet: 
Durumu : Offline
|
Tarih: Pts Tem 07, 2008 12:47 pm Mesaj konusu: |
|
|
Senin dediğin armonik ve yapısal değişiklikler hakkında daha detaylı bilgi edindiğimde onu da paylaşacağım... _________________ Sen ne kadar anlatırsan anlat, senin anlattığın karşındakinin anladığı kadardır...  |
|
| Başa dön |
|
 |
|
hayalet89


Kayıt: 15 Tem 2007 Mesajlar: 39 Şehir: İzmir
Cinsiyet: 
Durumu : Offline
|
Tarih: Pts Tem 07, 2008 5:35 pm Mesaj konusu: |
|
|
çok teşekkürler bilgiler için princessofpianos, daha çok oturdu şimdi kafamda sen bu çağın müziklerinden çalarmısın? veya severmisin? |
|
| Başa dön |
|
 |
|
princessofpianos


Kayıt: 09 Ekm 2006 Mesajlar: 2052 Şehir: Ankara
Cinsiyet: 
Durumu : Offline
|
Tarih: Pts Tem 07, 2008 6:16 pm Mesaj konusu: |
|
|
Ben açıkçası sıkı bir Mozart hastasıyım etkisinden hala kurtulamadım Çalmadım da ama ilerleyen zamanlarda elbette çalmayı isterim...
Dinlemeyi severim. Özellikle müzik tarihi ve piyano edebiyatı bilgim genişledikçe, daha iyi anladıkça, çözdükçe dinlemenin verdiği zevk anlatılmaz yaşanır birşey oluyor
Henüz atonal yapıtları sindirmeyi başaramadım, inşallah başarırım Son akım onlar kaldı  _________________ Sen ne kadar anlatırsan anlat, senin anlattığın karşındakinin anladığı kadardır...  |
|
| Başa dön |
|
 |
|
hayalet89


Kayıt: 15 Tem 2007 Mesajlar: 39 Şehir: İzmir
Cinsiyet: 
Durumu : Offline
|
Tarih: Sal Tem 08, 2008 8:12 am Mesaj konusu: |
|
|
aynen benimde sorunum o işte, sindirememek neyse dinleyerek ve çalarak bi gün anlıcaz inşallah.. |
|
| Başa dön |
|
 |
|
zepoha heampe


Kayıt: 22 Hzr 2008 Mesajlar: 186 Şehir: Antalya
Cinsiyet: 
Durumu : Offline
|
Tarih: Sal Tem 29, 2008 7:53 pm Mesaj konusu: |
|
|
20 yüzyıl müziğine adamakıllı ilk girişim Stravinski'nin Bahar Ayini müziği ile oldu. Bu eseri mutlaka dinlemelisiniz ve sevmelisiniz, çünkü bu müzik en iyi 20. yüzyıl eseri seçilmiştir. Eser The Rite of Spring ve Le Sacre du Printemps isimleriyle de tanınır.
Piyano müziğinde ise Fransa'ya bakmak lazımdır önce. Burada Debussy, Ravel ve Satie vardır. Ravel daha çok romantizme meyilli eserler vermiş olmasında rağmen Debussy tam bir 20 yüzyıl bestecisi olmuştur (halbuki yaşamının çoğunu 19. yüzyılda geçirmiştir). Bir Faun'un Öğleden Sonrası İçin Prelüd isimli eserinin bu akımın öncülerinden olduğunu belirtmeye bilmem gerek var mı? Aynı şekilde Feu d'Artifice gibi piyano parçalarını da inceler-dinlerseniz ve bazı noktaları sevmeye çalışırsanız o tarza çabuk alışır ve hakim olursunuz. Satie ve Bartok gibi bestecilerin piyano eserlerini de dinleyin. Özellikle Bartok'un stili, ritm ve melodi seçimleri o kadar kendine bağlayacak ki, dinleye dinleye aralarda gizlenmiş olan 20. yüzyıl tarzını farketmeden sindirecek ve kendinizi kolaylıkla modern dönem atmosferinde hissedeceksiniz.
Yani çalmadan önce öylesine dinlemek, sonra can kulağı ile (gerçi bu deyim tam oturmadı buraya ama neyse) dinlemek, sonra notalarından takip etmek ve ardından çalmak gerekir. Başarılar. _________________
 |
|
| Başa dön |
|
 |
|
nocturnal_piano


Kayıt: 06 Ağu 2008 Mesajlar: 171 Şehir: Düzce
Cinsiyet: 
Durumu : Offline
|
Tarih: Cum Ağu 08, 2008 9:42 am Mesaj konusu: |
|
|
ravel ve debussy geçrekten iyi kulağa arabeskleri clarie de lune ravelin konçetoları vs satienin gymnopedieleri güzel ama çalması bi garip mesela satinin gymnopediesi No 1 oktav atlayıp duruyor sol el zorlanyor insan çalarken bunalıyor allah tan hızlı değil de çalabilion _________________ Şapkalarınızı çıkarın baylar, bir dahi geliyor. Şair olmak için kocaman ciltler doldurmak gerekmez; bir iki şiirle bu ünvana layık olabilirsin. Chopin de böyle şiirler yazmıştır”. |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
|